Baştaki uyarı kısmını okuduktan sonra kitabı kapatmam herkes için en doğrusu olurmuş ama bi kitaba başlayınca bitirmeden bırakmayan ben, bu kitabı da bitirmek zorunda hissettim. Neden bilmiyorum.
Her neyse kitap basitçe Ava adında travmaları olan fotoğrafçı bir hanımefendimizin yağmurda mahsur kalıp abisini yardım için aramasıyla başlıyor. Abisi de en yakın arkadaşı olan ve yine tabii ki geçmişinden dev travmalar getiren, Alex Volkov’u kız kardeşine yardım etmesi için yolluyor. Çok fazla spoilersız bir yorum olmayacak ama genel olarak vasat ve yetersiz bir kitaptı benim için.
Kurguya geçmeden önce aşırı baskıcı erkek karakterimiz olan Alex’ten bahsetmek isterim. Bu kıskanç ve baskıcı erkek karakterleri çok okudum. Kimi zaman onları elimde olmadan sevdim kimi de beni çok sinirlendirdi. Ama hiçbir zaman Alex kadar hızlı bir şekilde bu kıskançlık seviyesine çıkan görmedim. Adam bırakın sevgili olmalarını, doğru dürüst iletişim kurmaya başlamadan, “Sana dokunanı öldürürüm.” tribine giriyordu ve cringe olmaktan atlayarak okuduğum satırlar oldu maalesef.
Kurgu, oldukça tahmin edilebilirdi. Bırakın Michael’ın Alex ve ailesine yaptıklarını tahmin etmeyi, Ivan’ın bir ‘backstabber’ olduğunu tahmin etmek bile çok kolaydı. Ava’nın annesiyle ilgili gerçekler kitabın tek şaşırtıcı kısmıydı ama o bile iyi bir kurguya sahip değildi arkasında.
Her iki karakterin de travmalarından kolay olmasa da çok hızlı sıyrıldığını düşünüyorum ve bu derin yaralar bence okuyucuya kitap boyunca çok geçmiyor, sadece orada olduklarını biliyoruz. Kitaba, ‘sadece bir aşk kitabı’ gözüyle bakıyorsanız, okuyabilirsiniz. Hızlı ve kolay bittiğini söyleyebilirim. Fakat kitabın diğer baskıcı erkek karakter ve hiçbir şeye karşı çıkmayan kız çiftlerini barındıran kitaplardan hiçbiiiir farkı yoktu.
Kitapta beni