S. Altın

Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
8/10
·169 syf.·
2025 12. kitabı
O kadar zamanında okudum ki bu eseri, uğraşsam denk gelmezdi. Öncelikle ülkeme, uzaktan da olsa, üzüntümü ve olanlara öfkemi de belirtmek isterim. Ne yazik ki dünya (çoğunluğu) 3000 doğru illerlerken biz hala orta çağ bağnazlığını yaşıyoruz. Dilerim gençlerimiz, insanımız ve polisimiz kısa süre içinde tıpkı Dostoyevski nin burada belirtiği gibi kardeşlik ilkesinde birleşirler. Hayır mübarek gün demeden milletimi sokaklara düşmekten başka çare bırakmayan insanların yanına kalmasın diyeceğim o da olmuyor. Onlar da bir yerde, adalet ve vicdan yoksunu da olsalar onlarda bizim, Allahım akıl fikir ve adalet ihsan etsin. Burda (Belçika) da ‘sizin Çar ı devricekler bu sefer’ diyorlar. O Çar değil Başkan diyorum şaşırıyorlar… :| Kitap da aslında genel anlamda tam da bundan bahsediyor canım Dostoyevski. Puşkın ustası olmasada onun kendi ince fikrince öyle gördüğü bir Puşkin eleştiri kitabı. Bununla kalmayıp Dostoyevski nin hakkında (Gogol hakkında) bir çok inceleme ve eleştiri de bulabilirsiniz. Anlatım kesinlikle sıkıcı değil, sohbet kıvamında ve çok akıcı. Rus yazarımız yine Rus liberallerin Avrupa nın köleleri ve kendi köylüsünü hor görenler olarak tanımlıyor, ve bunu açık bir şekilde dile getiriyor. Ayrıca dönem yönetiminin de hakkından geliyor. Ve hristiyanlığın( öz halini), İsa nın önemini ön plana çıkarıyor . Dostojevski söz konusu olunca, tüm dünya okumalı… Teşekkürler,
İnsan
Puşkin KonuşmasıFyodor Dostoyevski · İletişim Yayıncılık · 2015742 okunma
8/10
·168 syf.·
2025 11. kitabı
Minicik de olsa bir inceleme yapmayı alışkanlık haline getirmek ve ilerisi için kendime bir hatırlatma, kitabı eline alıp tereddüt ederken veya okuduktan sonra acaba başka okurların ne hissettiğini düşünerek buraya gelenler adına, işte kendi çapımda ki his ve düşüncelerim. Öncelikle hikaye okuru değilim, kurgu dışı metinleri okumayı çok severken, bu tür minik edebi anlatımlar beni alıp peşinden sürüklemiyor. Bunu belirtmem gerek. Kitaba aslında bir bütün olarak bakılırsa birbiri ile bağlantı içinde yani tüm ufak yazılar aynı ruhtan kalemden, üslup ve bakış açısından çıkmış. Bir arayışta değil, genç yazarımızın ne istediği ne yapacağı belli! Bence doğuştan Decadent ve ince fikirli Monsieur Proust’ un temaları bile belirlenmiş burda, doyumsuz ruh, bir işe yaramayan sosyete hayatı (sıkıcı ve aptal), kıskançlık, doğa nın büyüleyici güzelliği, ölüm arzusu, sanat aşkı, aşk, müzik, anne özlemi … ve insan aklının kendi kendi ne oynadığı oyunlar, anıların tutarsızlığı! Genç Marcel ile tanışmak çok heyecan vericiydi, onun ahşap bir masada yazarken görür gibi oldum. Kayıp zamanlarda beni hiç kendine yaklaştırmayan yazarım burda beni karşısına aldı ve yazdı. Tanışmak için önerilmiş bir kitap ama ben katılmıyorum. Uzun (bu tür) betimlemeler uzun hikayelere daha çok yakışıyor. Yani bu tarz betimleme yordu beni kısa hikayede. Sanki hikaye betimlemeler için yazılmış ama tam da şekillenmedi gözümde yarım kaldim bazi yerlerde. Bunu minik bir kitaba sığdırmış olabilmesi kendi başına olağanüstü olsa bile, insanı onun Magnum Opusunu okutmaya teşvik etmeyebilir. Yani beğenmeyen ‘ler yinede o 7 ciltlik sanat eserine aşık olabilir. Teşekkür ederim.
Hazlar ve GünlerMarcel Proust · Yapı Kredi Yayınları · 20201,750 okunma