7/10
·88 syf.··
Beğendi
·
2026 24. kitabı
·
12 saatte okudu
·
Okunma: 30 Nisan 2026 09:08
"Birini sevdikleri halde bildiremeyenler ne zavallı şeylerdir." Macit ve Sermet iki kuzen.Birlikte büyümüş olsalarda pek iyi anlaşamazlar. Sermet,kitap okumayı çok seven kende halinde bir genç kız. Macit ise ailesinden uzak kaldığı için bütün öfkesini kuzeninden çıkarıyor. Bu kavgalar zamanla farklı duyguya dönüşüyor ve birbirlerinden etkilenmeye başlıyorlar. "Evet,gel beraber ölelim.Bak görüyor musun,seni o kadar seviyorum ki bir gün hayalinde bile bulamadığın adam diye kabul edilmek için seninle ölmek istiyorum.Oh,seninle ölmek,seninle ölmek... Seninle ölmek... Bu ebedi,bu heybetli,bu dünya üstü yokluğun içine el ele girmek. Hayat buna müsaade ediyorsa,bunca azabın ne ehemmiyeti kalır?"
Ferdâ-yı GarâmMehmet Rauf · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20202,456 okunma
Bir Yunus Piyesi
Puan vermedi·91 syf.·
2026 9. kitabı
Ölelim ölmez iken yine ölmemek için Ölümsüzlüğe ermek için mezarlığı olmayan köyü arayan dervişin hikayesi. Yusuf kaplanın söylemi ile Türkçeye ruhunu üfleyen kişidir, Yunus Emre. Onun şiirleri dilden dile dolanır. Bu memleketin yaşlıları hikmetli söz söylemek için onun mısralarını söylerler. Ama çoğu o sözün Yunus'a ait olduğunu bile bilmez. Anadolu insanının mayasında vardır Yunus kokusu. O sebeple olsa gerek sevmeyeni yoktur, bizim Yunus'un. Üstad Necip Fazıl'da onu sevenlerden biridir. O da Yunus Emre'nin hayatını biyografik piyes olarak kaleme almıştır. Yunus Emre'nin şiirleri ile dolu, bu güzel kitabı bir oturuşta okuyabilirsiniz. Keyifli okumalar Selametle
Yunus EmreNecip Fazıl Kısakürek · Büyük Doğu Yayınları · 20202,164 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
10/10
·240 syf.·
2026 11. kitabı
“Gelin bugün yanalım, yarın yanmamağ için Ölelim ölmez iken, yine ölmemeğ için Tartalım günahımız, artıralım âhımız İdelim hisabumuz, hesap olmamağ için Yunus yok dünya tadı, çünkü faniymiş adı Muhammed zindan dedi, biz şâd olmamağ için” s.142 Yakın zamanda ebediyete uğurladığımız kıymetli isim Hüsrev Hatemi’nin, Yunus Emre’nin şiirlerini derleyerek şerh etmesiyle oluşturulmuş kitap. Yunus Emre; Türkçemizin 700 yıl öncesinden en anlaşılır haliyle günümüze ulaşmış unutulmaz şahsiyetlerinden. Tasavvuf, Allah aşkı, birlik, sevgi, hoş görü ve insan hallerine dair sayısız şiir söylemiş. Molla Kasım’ın suya attığı şiirlerini elbette bilmiyor ama merak ediyoruz. Kim bilir ne kıymetli incilerdi… Az sözle çok şey söylemenin en derin örneklerini Yunus Emre şiirlerinde görmek mümkün. İnsanı naifçe dürtüp düşünmeye sevk ediyor. Duyduğumuz duymadığımız o kadar kıymetli satırlar var ki. Dilci olduğum için eski Türkçe kelimelere aşina olduğumdan çoğunun şerhine ihtiyaç duymadan anladım ancak Hatemi’nin şerhleri de şiirler kadar sade ve derin. Kitabın sonundaki notlar kısmında da değerli Hatemi, kitapta geçen kelimelerin etimolojisi ve kavramların dünya dillerindeki yeriyle ilgili bilgiler veriyor. Severek okudum. Kitapla ve sevgiyle kalınız…
N'etti Bu Yunus N'ettiHüsrev Hatemi · Dergah Yayınları · 20256 okunma
Madem cehennemliğiz, yağmurlu günde ölelim bari.
10/10
·472 syf.··
Beğendi
·
2026 6. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 09 Mart 2026 10:40
Baobab ağacı-sığınmacı metaforu üzerinden kurgulanmış, konusu değişik ve bütünüyle ilginç bir gerilim romanı. Yazar kitabı , “Kırgıbayırlarının kırgıinsanlarına; sığınmacılara,” diyerek yerinden yurdundan edilmiş insanlara ithaf etmiş, sonra da "Madem cehennemliğiz, yağmurlu günde ölelim bari," demiş. Hikâye İstanbul’daki bir klinikte başlıyor, sıradan, bildik kliniklerden değil. Keza hem orada yaşananlar hem de insanlar, akıl almaz olayların ve şaşırtıcı karakterlerin gölgesinde şok edici açıklamalara muhtaç. O noktada baobab-sığınmacı metaforu gibi bir de minnet evreni-korku evreni metoforu ortaya çıkmış ve roman boyunca bu metaforların kullanıldığı acayip edebi metinler gerilimli bir kurgunun içine yedirilmiş. Gelelim kliniğe; sahibi Cihangir Kent’in bir sabah Marmara Denizi’nde cesedi bulunuyor. Geride dikkat çekici iki isim var, Cihangir’in sahip çıktığı ve klinikte görevlendirdiği Azgar adındaki genç Afgan sığınmacı bir de kliniğin hizmetlilerinden malın gözü, güvenilmez, kötülük timsali bir kadın olan Satenay. Azgar romanın esas kahramanı. Hafıza sorunları var, belleğindeki bölük pörçük anıların kaynağını bilmiyor, üstelik bu anılar dünyanın değişik ülkelerine yapılmış seyahatlerle ilgili ama Azgar’ın sığınmacı olması bu seyahatleri imkânsız kılıyor, o zaman birinin hafızası onunkine nakledilmiş olma seçeneği doğuyor. Bu gizemin tek açıklaması Cihangir'de ama o da artık bir ölü. Satenay’sa üzerinde örtülü bir güç taşıyor, her taşın altından çıkma potansiyeline sahip, kırk yaşlarında bir kadın. Azgar’ı hem cinsel yönden istismar ediyor hem de manipüle ederek emelleri doğrultusunda kullanıyor. Azgar ondan tiksiniyor ama bir türlü yörüngesinden çıkamıyor. Belleğindeki tuhaflığı Cihangir dışında onun da bildiğinden şüpheleniyor fakat kadın tam
Ölümcül BaobabMehmet Mollaosmanoğlu · The Kitap Yayınları · 202612 okunma
9/10
·265 syf.··
Beğendi
·
2025 230. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 23 Aralık 2025 00:00
Herkese Merhaba Bugün sizlere İbrahim Durmaz kaleminden Geçmişin Parmak İzleri kitabının yorumu ile geldim Aralık ayının sıradaki kitabı 2025 yılı basımlı 265 sayfalık bir kitap "Ben yitik bir çağ, kaybolmuş bir ruhtum..." ​•Kitap, 10 Aralık 1982'de bir cezaevi koğuşunun rutubetli sessizliğinde açılıyor. 28 yaşında, bir polis memurunu öldürmek suçundan idamla yargılanan Mahir’in; hücresinde geçmişin kilitli odaları aralamasına, yarım kalmış şiirlere tanıklık ediyoruz. Henüz 2 yaşında bir sokağa bırakılmış, ömrünün 16 yılını yetimhanenin gri duvarları arasında "anne" demeye hasret geçirmiş, hayal kırıklıklarıyla örülü bir ruh. Müzeyyen: Mahir’in lise aşkı. Ancak onun hikâyesi çok daha sarsıcı: İstemeyerek evlendirilen, içindeki sessizlikle kavga ederek direnen bir kadın... "Seninle değil, senin bana bıraktığın izlerle yaşadım," diyecek kadar vakur ve yaralı. Gardiyan Ekrem: Tıpkı Mahir gibi tükenmiş umutları olan, çok kırıldığı için susmayı seçen, o ağır sessizliğinde yorgun bir geçmiş taşıyan ve belki de Mahir’i en iyi anlayan kişi. ​•Eser, 12 Eylül 1980 sabahının yarattığı "dönüşümsüz yıkımı" öyle sarsıcı bir dille aktarıyor ki toplumsal bir dönemin bireysel ruhlardaki enkazın ve yalnızlığın gerçeği kitabın her satırına sinmiş. Her insanın göğsünde, sessiz bir kadere zincirli gizli bir "idam saati" taşıdığını ve ne zaman ölürsek ölelim bir şeylerin hep yarım kalacağını anlayacağınız bir eser. ​İlk sayfadan itibaren beni içine çeken sarsıcı bir eserdi. Ben okurken çok etkilendim, sizin de kalbinizde o silinmez izleri bırakacağına eminim. Yazarımızın kalemine sağlık Kitap ile ilgili düşüncelerinizi yorum bırakabilirsiniz Okumayı ihmal etmeyin im t u b i s ʚĭɞ
Geçmişin Parmak İzleriİbrahim Durmaz · Evrensel Kültür Yayınları · 202529 okunma
Aşk için ölmeli mi ?
Puan vermedi·88 syf.··
2025 102. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 21 Kasım 2025 13:57
-Seni seviyorum. +Ben de seni seviyorum, o zaman hadi ölelim. Şeklinde bu kitabı özetleyebilirim. Kitap, ana karakterler Sermet ve Macit üzerinde yoğunlaşmıştır. Kuzen olan ve aynı evde büyüyen Macit ve Sermet arasında küçüklüklerinden itibaren sürekli bir didişme, kavga vardır. 'En büyük aşklar nefretle başlar' klişesi gereğince karakterlerimiz bir anda birbirlerine aşık olduklarını fark ederler. Aslında birbirlerine aşık oldukları için birbirlerini üzüp kavga ediyorlarmış. (Akraba olmalarına, aynı evde kardeş gibi büyüyüp de aşk konularının geçmesinin tuhaflığına hiç değinmeyeyim, dönemin şartlarına göre değerlendirirsek kuzen evlilikleri oldukça normal karşılanan durumlar.) Hadi tamam çocuk yaşlardaydı ikisi de aşık olduklarını fark etmediler. Birbirlerine duygularını açtıktan sonra da aralarında kavuşmalarına engel olacak bir durum yokken sırf bir gün aşk bitecek de üzüleceğiz diye beraber ölelim kararı almaları zorlama bir dram olmuş ki hiç sevemedim, anlam veremedim. Aşıksınız kavuşamadınız engeller çıktı vs durumlar olsa hadi belki diyelim...Biraz da olsa hak verelim. Ferda-yı Garâm Aşkın Yarını demekmiş. Aşkın yarını kötü olacak diye bugünü de geleceği de karartmak çok trajikomik bir hareket olmuş :) Kitap boyunca hakim olan melankolik havalar, ölüm güzellemeleri oldukça boğucu geldi. Kitabın tek hoş gelen yanı edebi anlamdaki güzelliği. Nahif bir anlatımı var. Mehmet Rauf Servet-i Fünun döneminin önde gelen sanatçılarından. -Servet-i Fünun yazarları, aşk, üzüntü, tabiat güzellikleri, karamsarlık, şahsi hayaller ve melankoli gibi bireysel konulara yönelmiştir. -Fransız Edebiyatı örnek alınmıştır. Kitapta da Fransızca kelimeler sıkça kullanılmıştır. -"Sanat sanat içindir." ilkesi benimsenmiştir. -Dil oldukça ağır ve süslüdür. Aynı zamanda doğa betimlemeleri de
1000Kitap
Ferdâ-yı GarâmMehmet Rauf · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20202,456 okunma