Çoğu martı sırf yiyecek bulmak, sahilden ayrılıp tekrar-geri dönebilmek için uçar. Bunun dışında bir şey öğrenmek için uğraşmazlar, öğrenmek istedikleri bir şey yoktur. Oysa martı Jonathan Livingston için önemli olan yemek değil uçmaktı.
Sanki gönül işleriyle ilgili bir şeyler... Kime karşı ve niçin olduğunu kimsenin bilmediği, aşk romanlarında rastlanan cinsten, sınırları aşmış doyumsuz bir öfke, aşağılama.