olivia

Üzülme gülüm! Toparlanacağız, birlikte, ayağa da kalkacağız, yürüyeceğiz de gülüm hem de çelikten toprağını dele dele hayatın!
Reklam
Hırpalanmış bir kuşsun sen. Uçtuğun için dargın, uçtuğun için telaşlı, uçtuğun için mağrursun.Ağladığından dolayı hep, gözyaşların oymuş yüzünü. Gözyaşların yüzündeki yataklarında küçük, uysal titreyişlerle, döne döne akar.
İntihar etmen ardında bıraktıklarının yaşamını daha yoğun kıldı. İç sıkıntısı diş gösterdiğinde ya da acımasız bir aynada yaşamlarının saçma taraflarıyla yüz yüze geldiklerinde, seni anımsıyor, varoluş acısını bir daha varolmama kaygısına yeğ tutuyorlar. Senin artık görmediğin șeylere bakıyorlar. Senin artık duymadığın șeyleri dinliyorlar. Senin artık söylemediğin șarkıları tutturuyorlar. Basit şeylerin verdiği sevinç onlara senin üzücü anının ışığında görünüyor. Daha önce görmez oldukları günü, kendi gecenden beri aydınlatan o kara ama yoğun ışıksın onlar için.
Sanatta eksiltmek kusursuzlaştırmaktır. Yok olmak seni negatif bir güzelliğin içinde dondurdu.
Yaşlandıkça daha az mutsuz olacağına inanırdın, çünkü o zaman üzülmek için gerekçelerin olacaktı. Daha genç olduğun için, iç sıkıntına karşı avunacak bir şey bulamıyordun, çünkü onun temelsiz olduğunu düşünüyordun. İntiharın akıllara zarar veresiye güzeldi.
Reklam