olivia

Başkaları sayfalar arasında bir çiçek bırakırlar, aşkın kendilerine dokunup geçtiği bir gezintiyi kapatırlar oraya. Ben de geziyorum, ama bir Tanrı okşuyor beni. Yaşam kısadır ve insanın zamanını yitirmesi günahtır. Canlı bir insanım, öyle derler. Ama canlı olmak da insanın canlılıkta kendini yitirdiği ölçüde gene zamanını yitirmesidir. Bugün bir duruştur ve yüreğim kendi kendini karşılamaya gidiyor. Gırtlağıma gene bir iç sıkıntısı sarılıyorsa, bu ele gelmez anın parmaklarım arasında cıva incileri gibi kayıp gittiğini duyduğum içindir.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
İçinde sigaramın tükendiği bu ışın, bu tatlılık, havada soluk alan bu sessiz tutku olmak. Kendime erişmeye çalıştım mı bu ışığın ta dibinde erişebiliyorum. Dünyanın gizini veren bu hoş tadı anlamaya, duymaya çalıştım mı evrenin dibinde kendi kendimi buluyorum. Kendi kendimi, yani beni dekordan kurtaran bu en son noktasına varmış coşkunluğu.
Yeter tek bir parıltı doğmayagörsün, işte içim bulanık ve çıldırtıcı bir sevinçle doldu demektir. Beni böyle dünyanın tersyüzüyle karşı karşıya getiren bir ocak öğle sonu. Ama soğuk çöreklenmiş havanın dibinde.
Olduğu şeyle olacağı şeyi karşılaştırarak, her zaman kırık bir zincirin halkasını bularak, feleğin gizli amaçlarını hiç çaba harcamadan sezinledi. Hatta, tuhaf bir simgenin yardımıyla, herkes için öldüğünü de anladı bir gün.
Yapayalnız mezarlıklar vardır Suskun kemiklerle dolu gömüller Bir yürektir geçer ölüm o geçitlerden Karanlık, karanlık ve karanlıktır Bir gemi enkazı gibi Bir yüreğin içinde boğulurken Ya da cana geçerken deriden