Puan vermedi·724 syf.··
2025 12. kitabı
·
79 günde okudu
·
Okunma: 03 Ağustos 2025 19:51
Hayatın kıyısında durup dünyayı anlamaya çalışan insanların romanı… Her satırı içimde bir yerlere dokundu. Okudukça yalnızlığımla yüzleştim, Selim’i değil belki de kendimi aradım. Zaten hepimizin içinde de yok mu bi olric?
TutunamayanlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202474,9bin okunma
10/10
·724 syf.··
2025 14. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 02 Ağustos 2025 00:00
Yazdığım son inceleme Tehlikeli Oyunlar içinmiş yedi ay önce :') Şimdi yine haddimi aşarak bir Atay eserine daha yorum yazacağım. Uygulamayı kullandığım ilk zamanlar, okuduğum her kitaba yorum yazmaya çalışıyordum ama sonra o heves kalmadı. Ama şimdi böyle kıymetli bir eser okumuşken bende bıraktığı tadı hatırlamak istiyorum. Tutunamayanlar: Liseden beri ismi sürekli kulağıma çalınan ama kalınlığı ve dilinin anlaşılma zorluğu nedeniyle hep çekindiğim eser... Geçenlerde 1000kitap'ta en çok yarım bırakılan eserin bu olduğunu görmüştüm. Kolay değil; tutunamamak da, bu kitabı okumak da. Oğuzcuğum Atay'ın dilini, anlatımını, düşünce akışını takip edebilmek zor. Eserlerinin tadı tam da hayatın bozuk, buruk yerinden. O bozuk yeri tatlandırıyor ama. Aktararak, anlatarak... Kelimelerin büyülü gücü. O bozukluğu birazcık da olsa tadan ve o tattan kaçmayan insanların anlamak için direneceği kitaplardan birisi. Bazıları ise çaba göstermeden de anlayabilirler. Ne acı onlara... Çok zor bir kitap diye pes edenlere gelirsek, hayatlarının tutunabildikleri bir evresindeler sanırım. Her kitabın bir vakti vardır... Tutunabilenlerin de yolu açık olmaya devam etsin dilerim. Selim, romanımızın en tutunamayan ana karakteri. Çok yazık ki hayat ona ince düşünen bir zihin vermiş. Ve iyi biliriz ki cehennem, ölümden önce de var olabilir böyle zihinler için. Yaşamını kendisine, kendi elleriyle dar ederken, kimse de destek olmayınca, tutunamayanlara yakışır, hazin bir hayat sürüyor. "Oyun" temasının yine sıkça karşımıza çıktığı bu eserde, ana karakterlerimiz kendilerine oyunlar kurmaktan çekinmemek zorunda kalıyor; çünkü günlük hayatın çelişkisi dayanılacak gibi değildir Tutunamayanlar türü için. Selim, Günseli'sini biraz daha erken bulsaydı tüm bunlar olmayacaktı belki. Ya da Turgut, Selim'le
1000Kitap
TutunamayanlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202474,9bin okunma
Reklam
Puan vermedi·724 syf.··
2025 20. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 24 Mayıs 2025 18:27
Yaklaşık iki ay önce ve yine yaklaşık olarak on günlük süre zarfında okudum kitabı. Bir çok okurun belirttiği gibi öyle çok kolay okunabilen bir kitap değil elbette. Bazı bölümlerde özellikle biraz sebat etmek gerekiyor muhakkak. Ve birazda galiba kendi içlerinde bir 'Olric' bulunduran okurların daha az zorlanacağı bir kitap gibi... ...belki de daha fazla zorlanacakları.. !
TutunamayanlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202474,9bin okunma
Tutunamayanlar inceleme yazısı
8/10
·724 syf.··
Beğendi
·
2025 18. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 22 Temmuz 2025 23:57
Tutunamayanlar – Geç Kalanların Erken Gelen Romanı Bir Zamanlar Lise Yıllarında Başlayıp, Otuzlarında Bitirilen Bir Kitabın Ardından... Bazı kitaplar vardır, yaş seni bulmadan sen onları bulursun. “Tutunamayanlar” benim için işte öyle bir şeydi. Henüz neye tutunduğumu, neye tutunamadığımı bile bilmeden karşılaştım onunla. Lise yıllarımda, başını sonunu anlamadan ama bir şekilde etkilenerek okudum. Ya da daha doğru bir ifadeyle: Okuduğumu sandım. İlk denememde yarıda bıraktım. Hakkı veremedim. Belki de haklıydım, çünkü bu kitap yaşanmadan anlaşılacak bir şey değilmiş. Bir ay sonra yeniden başladım, inadına bitirdim. Ama bittiğinde içimde bir şeyler eksikti. Hani bir rüyayı hatırlarsın ama anlamlandıramazsın ya... öyle bir eksiklik. Cümleleri kavramıştım belki ama derdi geçmemişti içime. Yıllar geçti. Ben değiştim. Zaman öğüttü beni. Ve geçen hafta, 31 yaşımda, bu kez romanı dinleyerek tamamladım. Kulaklıkla; yürürken, serviste, fabrikada çalışırken, dalgın gözlerle bankta otururken… Belki de ilk kez duydum bu kitabı. Bu kez sözcükler daha ağır geldi. Çünkü artık onların ne demek istediğini biliyordum. “Olric” sadece bir hayal değil, bazen geceleri içimde konuşan o ses olmuştu. Selim Işık’ın sessiz çığlığı, kendi içime tuttuğum bir ayna gibiydi artık. Oğuz Atay bu romanı yazarken sadece bir karakter yaratmadı; bir kuşak yarattı. Bize, içimize gömdüğümüz o tutunamama hissini tarif etti. Kıvranan, sorgulayan, sistemin çarkına sığamayan, güldüğü halde ağlayan bir insanı... İkinci okuyuşumda fark ettim: Bu kitap kolay okunmuyor çünkü kolay yaşanmıyor. Onu anlamak için belki birkaç kere tökezlemek, vazgeçmek, hayal kırıklığına uğramak gerekiyor. İlk okuyuş, sadece giriş kapısı. Gerçek metin, yıllar sonra açılıyor. Bu yüzden bu romanın eleştirisi, onun yapısından çok
İnceleme
TutunamayanlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202474,9bin okunma
Puan vermedi·724 syf.··
2025 9. kitabı
Oğuz Atay'ın "Tutunamayanlar"ı için söylenecek her söz, o devasa yapının bir tuğlasına dokunmak gibi; eksik ve cüretkâr. Bu kitap, bir rafta duran, okunup bitirilen bir roman değil, okurunun zihnine ve ruhuna sızan, orayı yeniden şekillendiren bir tecrübedir. Benim için "Tutunamayanlar"ı okumak, kelimenin tam anlamıyla bir dönüm noktası oldu. Başta o karmaşık anlatım ve karakterlerin zihinlerinde yaptığım zorunlu gezintiler beni yorsa da, bittiğinde anladım ki bu bir yorgunluk değil, bir arınmaymış. Her şey, sıradan hayatını yaşayan mühendis Turgut Özben'in, üniversiteden arkadaşı Selim Işık'ın intihar haberini almasıyla başlar. Turgut, bu ani kaybın nedenlerini anlamak için Selim'in hayatının izini sürmeye karar verir. Ancak bu arayış, basit bir "neden intihar etti?" soruşturmasından çok, Turgut'un kendi tekdüze hayatına, toplumsal normlara ve bastırdığı tüm arayışlarına ayna tuttuğu bir içsel yolculuğa dönüşür. Selim'in parçalanmış anılarını toplarken, Turgut aslında kendi benliğini de bir bir dağıtır ve yeniden inşa etmeye çalışır. Ve bu yolculuğun merkezinde "tutunamayan" kavramı yatar. Atay'ın tutunamayanı, toplumun "başarılı", "uyumlu" ve "normal" kalıplarına sığamayan, bu kalıpların sahteliğini ve anlamsızlığını görebilen, bu yüzden de acı çeken aydındır. Selim Işık, bu isyanın ve yabancılaşmanın vücut bulmuş halidir. Turgut ise, Selim'in hayaletiyle konuşa konuşa, kendi içindeki "tutunamayan"ı keşfeder. Kitabı okumayı zorlaştıran da, aynı zamanda eşsiz kılan da Atay'ın dilidir. Bilinç akışı tekniğiyle yazılmış, noktalama işaretlerinin kaybolduğu upuzun paragraflar, ansiklopedi maddeleri, şiirler, mektuplar... Bu biçimsel oyunlar, karakterlerin zihnindeki kaosun, düşünce fırtınalarının bir yansımasıdır. Ve tabii ki Olric... Turgut'un iç sesi, hayali yoldaşı
1000Kitap
TutunamayanlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202474,9bin okunma
Kayboluşun Haritası, Sessizliğin Sözlüğü
10/10
·724 syf.··
Beğendi
·
2025 25. kitabı
·
21 günde okudu
·
Okunma: 21 Temmuz 2025 19:40
Oğuz Atay’ın Tutunamayanlar’ı, başucu kitabı olmayı yalnızca edebî niteliğiyle değil, insanın iç dünyasına açtığı sessiz ve ısrarcı kapılarla hak ediyor. Romanın sayfalarında bir hikâye değil; bir dağılma, bir çözülme, bir içe dönme süreci var. Her satır, sözcüklerin arasında sıkışmış bir çığlık gibi. Turgut Özben’in Selim’in intiharı sonrası çıktığı yolculuk, aslında görünüşte bir arkadaşın hayatını anlamaya çalışmak. Ama çok geçmeden yol, arkadaşın değil, kendi içine doğru kıvrılıyor. Çünkü Selim, yalnızca bir karakter değil; bastırılmış bir vicdan, bir itiraf, bir iç ses. Yani Olric. Olric, romanın belki de en çok iz bırakan figürü. Turgut’un iç sesi, ama öyle sıradan bir “düşünce” değil; bir yoldaş, bir vicdan, bazen bir savcı. Kimi zaman çok ciddi, kimi zaman alaycı. Kimi zaman ağırbaşlı, kimi zaman içli. Olric, Atay’ın okurla kurduğu en özel ilişki biçimi. Çünkü Olric’i dinleyen yalnızca Turgut değil, okur da kendi iç sesini duymaya başlıyor. Romanın biçimi, klasik anlatı kurallarını bilinçli olarak bozuyor. Parçalı yapısı, tekrar eden cümleleri, yer yer sonsuza uzanan paragrafları… Bunlar birer biçimsel hata değil; sistemle, kurumlarla, edebiyatla, hayatla kurulmuş hesaplaşmanın bir parçası. Atay’ın metni düzensiz değil, aksine bilinçli bir düzensizlikle örgülenmiş. Çünkü zihnin içi de öyledir: dağınık, çatallı, zamansız. Roman boyunca hem acı hem kahkaha iç içedir. Turgut’un anlattıkları, Selim’in şarkıları, Süleyman Kargı’nın yorumları… Tümünde hem bir ağlayış hem bir alay vardır. Atay, kelimeleri sadece duyguyu anlatmak için değil, duygunun ta kendisi hâline getirmek için kullanır. Özellikle “Şarkılar” bölümünde bu belirginleşir: sözde çocuk şarkıları, aslında içsel bir başkaldırının ironik yankısıdır. Ve bu ironi, sadece bireysel düzlemde değil,
İnceleme
TutunamayanlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202474,9bin okunma
Reklam
Reklam