Unutmak istiyor ama unutamıyor. Çünkü kader yuvarlak. Ne yöne giderse gitsin, insan aynı yere varıyor ve hep aynı yollardan geçiyor. Bundan sonra da, bu zamana kadar yaşadıklarından başka şeyler yaşamayacak. Hayatın o baş döndürücü tekrar cenderesinin içinde boğulacak. Uzun ve bereketli bir hayat yaşayacak ve yine de hayatın anlamını zerre kadar olsun bulamayacak. Başına gelen onca şeye, gördüğü onca şeye ve sezdiği onca şeye rağmen.
Kimlerin hayalleri döndürüyor bu dünyayı, kimlerin rüyaları gerçekleşiyor, hiç ama hiç bilmiyor. Gözlerini kapatmaları yasaklanmalı bazı insanların. Hayalleri deşilmeli. Zihinleri zincirlenmeli. Bir yaratıcı yok, bin yaratıcı var. Bir tanrı yok, bin tanrı var. Herkesin kendi tanrısı var; herkesin kendi düşü var ve her tanrı her şeye muktedir. Ne korkunç değil mi?
Her basamağı çivili bir merdivenden doruksuz dağa tırmanmaktır yazarlık. Yağlı urganlardan dipsiz kuyulara kaymaktır. Tuzaklarla doludur yazı. Her kelime tek bir harfle, her cümle tek bir kelimeyle bambaşka anlamlara bulanır. Yazarın iradesi ipleri uzun bir kukladır. Heveslerden duvarlara, zaaflardan hendeklerle çevrili bir adadır yazarlık.
Bazı insanlar taviz vermeyi yenilgi sayarlar. Haklıdırlar da. Karşınızdaki eğer ilişkide egemen olma iddiası taşıyorsa, ya ilk anda kendinizi ona teslim etmeniz gerekir ya da yine ilk anda aynı şiddetle karşısında diklenmeniz.