“Uzun zaman önce Josef, kötü ünle baş etmenin vicdan azabıyla baş etmekten daha kolay olduğunu öğrendim. Ayrıca ben açgözlü biri değilim; kalabalığa yazmıyorum. Sabretmeyi de biliyorum. Belki benim öğrencilerim henüz dünyaya gelmediler. Benim günlerim yarından sonraki günler. Bazı filozoflar ölümlerinden sonra doğarlar!”
(Bu mektup eski evimde odamın duvarında yazılıydı...)
en sevdiğim,
yine delirecekmişim; bu korkunç günleri atlatamayacakmışız gibi hissediyorum. ve sanki giden zamanı geri çeviremeyeceğim. sesler duymaya başlıyorum ve konsantre olamıyorum. bu yüzden yapmam gereken şeyi yapıyorum. bana verebileceğin en büyük mutluluğu verdin. kimsenin yapamayacağı şeyleri yaptın. iki insanın birlikte daha mutlu olabileceğini sanmıyorum. ben artık savaşamayacağım. biliyorum, senin hayatını mahvediyorum, bensiz daha mutlu olacaksın. görüyorsun bu mektubu bile doğru düzgün yazamıyorum. okuyamıyorum. hayatımdaki bütün mutluluğu sana borçlu olduğumu söylemek isterim. bana karşı inanılmaz sabırlısın ve iyisin. Şunu söylemek istiyorum -aslında bunu herkes biliyor- eğer biri beni bu durumdan kurtarabilecek olsa bu sen olurdun. her şey beni terk edip gitti ama senin iyiliğin hep benimle kaldı. artık senin hayatını mahvetmeyeceğim. kimse, seninle mutlu olduğumuz kadar mutlu olamazdı.
V.” Virginia Woolf
Woolf’un cesedi Ouse Nehri’nde bulunmuştur. Ceketinin cepleri ağır taşlarla doluydu.
Tüm değerler tersyüz edilemez mi? Belki de kötüdür iyi? Ve Tanrı sadece bir buluşu ve inceliğidir şeytanın? Belkide her şey sahtedir en temelinde? Ve biz aldatılanlar isek eğer, tam da bu yüzden aldatanlar da değil miyiz? Aldatanlar da olmamız gerekmez mi? Friedrich Nietzscheİnsanca, Pek İnsanca 1. Kitap
Eğer biz, bize öğretilen değerlere ve gerçekliğe sorgusuz inanarak bir aldatmacanın kurbanıysak, bu aldatmacayı sorgulamadan sürdürerek ve öğretmeye devam ederek aslında biz de başkalarını aldatmıyor muyuz? Bir düzenin hem kurbanı hem de bir parçası olabilir misin ?