Örnek insanlar yetiştirmeyen bir toplum, ideal düzene kavuşamaz. Örnek insan ise, ancak kendi fıtri düzeni olan İslam'da, yani İslam nizamında yetişebilir.
Toplumumuz Tanzimat'tan bu yana geriliyor. Halkla, idareci sınıf arasındaki inanç, ideal ve kültür kopukluğu, idare sistemimizi kangrene çevirdi. Herkes kendi menfaatlerini putlaştırdı. Ruhlar; vecd ve heyecanı inançta değil, alkol ve esrarda aramaya başladı. Gençler bunun ıstırabını çekiyorlar, kendi yaratılış düzenlerini özlüyorlar.
Tevhid, alemleri yaratan Allah(c.c)'ı zatında, sıfatlarında, fiillerinde birleyerek O'na inanan müslümanların, yaşadıkları sürece ilgilerini ve dikkatlerini Allah'a yöneltmeleri,
Allah'a teslim olmaları,
hiçbir yaratığı, hiçbir konuda mutlak muktedir görmeyerek, karşılaştıkları her iş ve her durumda mutlak muktedirin Allah(c.c) olduğunu idrak etmeleri,
Allah'ın gösterdiği yolda,
Allah'ın emrettiği kişilikle sadece Allah'a kulluk etmeleridir.
Geçmişteki hıristiyanlar, rahiplerine birkaç kuruş vererek cennet tapusu alıyorlardı. Herkesin yadırgadığı bu durumu, ben pek yadırgamıyorum.
Hem neden yadırgayım ki!
Birkaç kuruş menfaat için gerçek cennetlerini satan milyonlarca insanla bir arada yaşarken, onları nasıl yadırgayabilirim?
Birkaç kuruş karşılığında cennet umudu alanlar mı yadırganmalı,
yoksa birkaç kuruş karşılığında gerçek cennetlerini satanlar mı?