“Bahar, ılık nefesini yazın sıcağına teslim etmeye hazırlanıyor. Tabiat uzun kış uykusundan uyanmış, yeniden doğmanın sevinciyle rengârenk güzelliklerini cömertçe sunmanın telaşı içinde. Bu dünyada bir bahar, bir yaz daha görmek ne büyük mutluluk!”
Mutsuzluğunu kadere yükleme. Savaş onunla. Mutluluğun peşine düş. Her yerde ara onu. Mutluluk emekle, çabayla, birikimle, acı çeke çeke gelir insana. Üstelik her emek, her çaba, her birikim, her acı mutluluk getirir. Her seferinde önce hayatı mutlu bir insan olarak yaşamayı karar verenlere, bundan hiç vazgeçmeyen cesur ve tutkulu insanlara gelir sadece.
İnce, uzun bir sızı yayıldı içine. Bir an gözlerini kapattı, bin bir duygu beyninin içinde dönüp duruyordu. Sanki yıllardır yüreğinde sakladığı ve çok değer verdiği bir şeyler birer birer kırılıyor, parçaları dökülüyordu ortalığa.
“Kadınların, sadece kendilerini seven krallara değil; sevgiyi, paylaşmayı, üretmeyi, çoğaltmayı, onlara sevildiklerini, birey olarak değerli olduklarını anlatan şövalyelere ihtiyaçları var.”
Hep birlikte gördük ki, biz kadınlar kendini kral zanneden erkeklerden çokça etkileniyor, hemen kapılıyor ve onlardan kopmak istemiyoruz. Çünkü aşk dediğimiz şey her neyse, bize bu harika duyguyu en iyi bu tür erkekler yaşatıyor. Hatta bu aşka kapılıp “Ayrılık mı, ölüm mü?” diyenlerimiz bile var.
Bizi el üstünde tutan, bir dediğimizi iki etmeyen, çocuklarımıza iyi bir baba, bizlere sadık birer koca olacak adamlar dururken, neden kendini kral zanneden erkeklere âşık olduğumuzu hiç sormuyoruz kendimize.