“Sizin ruhum dediğiniz şey, aslında bilincinizdir; özgür irade dediğiniz şey de aklınızın düşünüp düşünmeme özgürlüğüdür. Bu tek özgürlüğünüzdür, tüm seçenekleri kontrol eden, hayatınızı ve karakterinizi saptayacak olan da budur.”
“Eğer ahlakın şaşmaz işareti doğrulara bağlılıksa, o zaman düşünme sorumluluğunu üstlenen insanın eylemi kadar büyük, soylu ve kahramanca bir eylem yoktur.”
“Hayır, yaşamak zorunda değilsiniz. O sizin temel seçim hakkınızdır. Ama eğer yaşamayı seçiyorsanız insan gibi yaşamanız gerekir, aklınızla ve yargılarınızla. Hayır, insan gibi yaşamak zorunda da değilsiniz. O da bir ahlaki seçim eylemidir. Ama başka bir şey olarak yaşayamazsınız; bunun tek alternatifi, şu anda kendi içinizde ve çevrenizde gördükleriniz gibi, yaşayan bir ölü olarak, varoluşa layık olmayan bir şekilde devam etmek, artık insan olmamak, hayvandan da aşağı olmak, acıdan başka bir şeyi bilmeyen, kalan yıllarını düşünmeksizin bir öz yıkım eğiliminin acıları içinde sürüklenerek geçiren bir şey haline gelmektir.”
“Gerçekliğin ve hayatın yapısı gereği, her insan kendi başına bir amaçtır, kendi hatırı için vardır, en yüksek ahlaki amacı da kendi mutluluğudur. Mutluluğunu her türlü akılsız sahtekarlıkta arama özgürlüğü vardır ama o yolda bulabileceği yalnızca işkence ve hınç olur. Bunun tek çaresi mutluluğunu insana uygun yollarda aramaktır.”
“Sizin gözünüzde değer demek, fedakarlık demek olduğu için peş peşe gelen her felakette yeni fedakarlıklar istediniz. Ahlaka geri dönüş adına, ıstıraplarınızın nedeni olan kötülükler diye nitelediğiniz şeyleri feda ettiniz. Adaleti acımaya feda ettiniz. Bağımsızlığı birliğe feda ettiniz. Mantığı inanca feda ettiniz. Serveti ihtiyaca feda ettiniz. Öz saygıyı, kendini inkar etme eğilimlerine feda ettiniz. Mutluluğu da göreve feda ettiniz.”