"Vapurda, trende, tramvayda, tünelde hülasa bütün nakil vasıtalarında yanınıza rastlayan bayanı öyle yiyecek gibi süzmeyiniz. O bir moda mankeni değildir ki üstünü başını seyredesiniz."
Bu çocukların neredeyse hiç eğitilmemiş olduklarını görüyordu. Ne bilgi ne kültür ne de toplum içinde davranış kuralları. Öylesine büyümüş gitmişlerdi işte.
Kıyıya çekilmiş balıkçı kayıklarının üzerinde kar biriktiğini görmek, bazen aşırı güzellikten duyulan tuhaf bir huzursuzluğa kapılmasına neden oluyordu.
Su yalnız Boğaz'ın her an renk değiştiren akıntıları değildi. Bazen gece boyunca yağan yağmurdu, bazen manolya yapraklarının üstünde biriken damlalardı, bazen sabah çiyiydi, geçen şilepleri dev bir hayalete çeviren sisti, gümüş rengi bir buluttu, şebnemdi, kırağıydı, su buharıydı, kardı. Bazen de o eski yalıda bol bol akıtılan gözyaşıydı.