Zihninizi kimseye teslim etmeyin. … Sizinle iğrenç şeyler paylaştıktan sonra sizi kafası karışmış ve dağılmış bir hâlde bırakacak birisine zihninizi teslim etmeden önce ikinci bir kez daha düşünün.
Tıpkı şehirler gibi, beyinlerin de bir son durağı yoktur. Yaşamımızı bir şeylere doğru tomurcuklar vererek geçiririz; hedef yer değiştirirken bile. Yıllar önce yazmış olduğunuz bir günlük sayfasının önünüze çıkıverdiğini düşünün. Sayfada yazanlar, şu anda olduğunuzdan biraz farklı bir kişinin düşünme biçimini, fikirlerini ve bakış açısını temsil etmektedir ve kimi zaman bunların size yabancı geldiği yerlerle de karşılaşırsınız. Aynı isme ve aynı geçmişe rağmen anlatıcı, yazma ve yorumlama eylemleri arasında geçen yıllar içinde değişime
uğramıştır.
Ne kadar geriye gidersen, eskiye dönersen dünya o kadar güzel ve çekici görünüyor. İnsan her sabah, bir önceki gün karşılaştıklarından daha kötüsüyle yüz yüze geleceğini bilerek güç bela kalkıyor yatağından, ama uyumadan önce var olan dünyadan söz ederek kendini kandırmayı, şu anda içinde bulunduğun günün yüreğinde taşıdığın öteki günlerin anısından daha az ya daha çok gerçek olmadığına, yani asılsız bir hayal olduğuna inanmayı başarıyorsun.
“Dinde reformu ve sanayi devrimini kaçırmış, matbaayı 300 yıl uzakta tutmuş bir devlet ve toplumu Batı uygarlığının kurumlarıyla i, kurallarıyla ve teknolojisiyle buluşturmak, önce Padişahın geleneksel ve dinsel otoritesini yıkıp, egemenliğin halka geçirilmesi ve hilafetin yıkılarak laik bir düzen kurulmasıyla mümkündü.”