Atina demokrasisini önceleyen ve siyasal özgürlük ile yasalar önünde eşitliği tanımlayan izonomidir (isonomia). (…)
…Karatani, izonominin özgül anlamına ulaşmak için Arendt'e başvurarak, kavramı yalnızca yasalar önünde eşitlik değil aynı zamanda -Homeros bölümünde değindiğim- arkhe mantığından bağışıklık ve hükmetmenin olmadığı eşitlikçi siyasal düzen biçiminde tanımlar. (…) Dolayısıyla polisin demokrasi değil, izonomi olduğu varsayılmıştı. O dönemde bile çoğunluk yönetimi, yani çoğunluk hükümranlığı anlamına gelen 'demokrasi' sözcüğü, ilk olarak izonomiye karşı çıkanlar tarafından türetilmişti.
Siyasal düşünceler tarihine filozoflar geçidi anlayışı egemen olduğundan, rejimler tarihi görece az karşılaşılan bir tarihyazım yöntemidir. Oysa rejim konusunun siyasal düşüncelerin özü olduğunu düşünen Leo Strauss'un uyarısı yerindedir: "Politika felsefesine rehberlik eden tema, yasalardan ziyade rejimdir... Klasik politika felsefesine en iyi rejim sorusu rehberlik eder."
Rejimin buradaki anlamı, salt uygulamaya dönük ya da teknik bir anlamda anayasanın nasıl düzenleneceğine ve yasaların ne olacağı sorularına indirgenemez. Rejim, -eski Yunan'ın politeia'sı- iyi yaşam ve iyi toplum sorularına karşılık veren, o toplumun siyasal varoluşunu ve karakterini (ethosunu) yaratan özgül bir siyasal yaşam biçimi tanımlar.
Yeni sol siyaset anlayışları üzerinde etkili olan Rancière Siyasalın Kıyısında kitabında şöyle yazar: "Siyaset iktidarın uygulanması değildir. Siyaset arkhe mantığının özgül bir biçimde sekteye uğramasıdır... Siyasetin bütünü, demokratik 'anarşi'nin (arkhesizlik) nasıl yorumlandığında kendini ortaya koyar... Siyasetin dönüşünün kuramcıları aslında siyasetin zamanaşımını olumlamaktadırlar. Siyaseti, ilkesi siyasetin bastırılması olan devlet pratiğiyle özdeşleştirmektedirler."
"Biri deneme yapmazsa hiçbir şey değişmez."
Ona göre değişmesi gereken, hep aynı şeydi: yoksul kızlar olduğumuzdan önce zenginleşmeliydik, hiçbir şeyimizin olmadığı noktadan her şeye sahip olacağımız noktaya varmalıydık.