Ya sonra? (geceye bir şiir bırak kendinden)
Meraklı gözler vardı önceleri, En başında meydan okuyan aşka, İlkleri iliklerimize kadar hissetmiştik oysa. Ya sonra? Sonra mesafeler girdi aramıza; Ne koşan ayakların aşabildiği, Ne zamanın silebildiği, Ne de unutmanın unutturabildiği... Ya sonunda? En sonunda ve en solumda, Son bir nefes girdi aramıza; Birimizin başlangıcı olan yerde, Diğerimizin sonu kaldı. Enes İnce
olmamasına razıyım. oluyormuş gibi olmasın yeter. elinizden geleni yapdıkdan sonra , hala da olmuyorsa , o zaman ayağınızdan geleni yapın: gitmek gibi mesela. dayanılmaz olan aslında yaşam değil, insanlarmış. " pek çok şeyin bambaşka olmasını isterdim.. güzel bir dilekti, belki düzgünce dileseydim.. benim yalnızlığım insanlarla dolu.. bir hedef var, ama yol yok; bizim yol dediğimiz şey, bir duraksama anı. en iyiyi ararken, iyiyi kaybediyorsunuz. "sein" sözcüğü almancada iki anlama gelir:"var olmak" ve "onun olmak." dışarıya kapanmak esasen içeriye açılmaktır. huzur mu istiyorsun? az eşya, az insan.. kendine bir engel arayarak vaktini boşa harcama. belki de hiç engel yoktur "kör bir kuş gibi. nerede sert bir duvar var oraya çarpıyorsun."
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Anılar zihnime hücum etti...
Anladım.. anladım ki sen bir şeye üzüldüğünde artık içimde küçük de olsa bir sevgi taneciklerini neden hissetmediğimi... Anladım ki sen onu zihnimden daha önceleri yıkmışsın... Hatırladım ki bir gün senin bana "Sana karşı yaptığım iyiliklerin senin için bir su damlası kadar etki ettiğini" söylemiştin. Çabalarımı küçücük göründüğünü anladığımdan beri.. üzüntünü, mutluluğunu, sevincini seninle beraber neden hissedememiş olduğumu çok daha iyi anlıyorum şimdi. Çabaların küçük görülmesi.. Nasıl sonuçlar doğuruyor görüyor musun?
Duygu ve Düşünce
Kendi oubliettemin duvarlarına tuğla koyduğum bi düşten kalktım bu hafta. Yalnız kalmayı, tek başıma düşünmeyi sevdiğime mi yoksa insanlardan kendimi dışladığım müthiş bir kabusa mı yorsam bilemedim. Irk bitig kuğudan söz eder. Yaşlı bi askerin eve dönüşünü simgeler. Kuğum yanıbaşımda iken savaşım nerede? Önceleri kendimi bulunmaz hint kumaşı sanardım. Yokluğumdan kaç metre kefen çıkar dünyaya? Yalnızlığımı iki kat sarınıp uyuyorum geceleri Unutulmamak için haplar yutuyorum geceleri Kirletmemeye ant içtiğim düşüncelerim ; Eskitmeye kıyamadığım kefenim için, Ben kuğumu yalnız bırakıyorum da oubliettemin çamurunda boğuluyor sanki.
geçici bir zaman daha buradayım bu tuhaf ağırlık gene geldi canımda bir eksilme var bombalar patlıyor sözcüklerin içinde küfrüm etkisini yitirdi yok oldu alıngan tepeler şimdi bir ipin üzerinde dümdüz yürüyorum yere çakılınca uyanmak üzere uyanınca derin uyumak üzere canımda bir eksilme var yere bakınca dünya kararıyor düşersem kalbine batarım düşmezsem kendime geçmeyen bir söküğüm vardı onu gösterecektim terzime dünyadaki sökükleri gösterecektim aklımın yamalı yerlerini, kapanan yollarımı bir şehir çok kasvetliydi örneğin orayı ağır kılan şeyi anlamakla susmak arasındaki anlamsız çizgiyi kalakaldım bir toz bulutunun içinde aklım kamaştı, yine aynı yere vardım yoğun bir bulantıyla sabahları erken kalktım geceleri geç yattım inanmadığım tanrımla dünyada dolanan bir şaşkınlıktım önceleri yarım bırakılmış bir şeydim ayakları oyulmuş anneme baktıkça
Şiir
“Şimdi burada bir parantez açalım ve yanlış bilinen bir gerçeğin altını - tekrar - çizelim: Pek çok kişi PKK'nın 12 Eylül döneminde Diyarbakır Cezaevi'nde yaşanan ağır baskı ve işkenceler sonucu ortaya çıktığını, cezaevinde insanlık dışı muamelelere uğrayanların çıkışta PKK'yı kurduğunu sanıyor, (Medyada bu yönde fikir beyan eden çok sayıda konuşmacıya rastladım.) Yani PKK'yı 12 Eylüľe bağlıyorlar. Oysa bu doğru değil; bunlar ya PKK'nın geçmişini bilmiyorlar ya da PKK'yı masum göstermek adına olayı saptırıyorlar. Gerçek şu ki, PKK 12 Eylül 1980 darbesinden 5-6 yıl önce kurulmuş bir örgüttür. Önceleri kendilerine "Apocular" adını veren bu örgüt, 27-28 Kasım 1978'de Diyarbakır / Lice / Fis (Ziyaret) Köyündeki toplantıda PKK adının kullanılmasına karar verir. Ancak adını resmen duyurması 8 ay sonra - 29 Temmuz 1979'da Bucak Așireti lideri ve Adalet Partisi Urfa (o dönemde adı henüz Şanlıurfa değil) Milletvekili Mehmet Celal BUCAK'a suikast girişimiyle olur; bu suikast ile olay yerinde PKK imzalı bir "bildiri" bırakarak ilk defa adını resmen duyurur. İşte böyle… Ve yukarıda ifade ettiğimiz gibi, 12 Eylüle kadar 1977'lerde "Apocular", 29.07.1979'dan itibaren de "PKK" adıyla pek çok acımasız cinayete imza atmışlardır.” (Alican TÜRK, Güneydoğu’da PKK Entrikaları ve Faili Meçhuller, S:86)