Lin Zexu, Kraliçe Victoria'ya (saltanatı 1837-1901) ahla­ki vurgu içeren bir mektup da yazarak, kraliçenin tebaasını Çin halkına büyük bir kötülük yapmakla suçladı ve şöyle tanımladı: ... afyon imal edip, satmak üzere kaçak olarak ülkeye sokan ve ahmak halkımızı kandırarak bedenlerine zarar veren ve bundan kar elde eden hain barbarlar zümresi. Afyon içenlerin sayısı önceleri azdı, ama son zamanlarda bu zehirli madde yayıldı ve akıttığı zehir günbegün artı­yor . . . . Kendi afyon içmemek, ama Orta Krallık'ın ahmak yığınlarını ayartmak için afyon hazırlayıp satmaya cüret etmek: İşte bu, kendi hayatını korurken, başkalarını ölü­me sürüklemektir, kendin kazanç sağlarken, başkalarına zarar vermektir. Böyle bir davranış, insan duygularına ay­kırıdır ve Tanrı inancı bunu hoş görmez . . . . Elbette, bu dilekler hiçbir zaman Victoria'ya ulaşmadı ve İngilizler, o dönemin çok tipik özelliği olan "gambot diplo­masisi" yaklaşımıyla Çin'e savaş açarak, Birinci Afyon Savaşı diye bilinen savaşı başlattılar.
Emine'nin ölümüyle son tutunduğum dal da kopmuş gibi büsbütün boşlukta kaldım. Kaybettiğim şey benim için o kadar büyüktü ki ilk önceleri bunu bir türlü anlayamadım. Ne de hayatımdaki neticesini ölçebildim. Sade içimde simsiyah ve çok ağır bir şeyle dolaştım durdum. Sonra bu haraplığa daha başka bir duygu, bir çeşit kurtuluş duygusu karıştı. Bir baskıdan kurtulmuştum. Artık Emine bir daha ölemezdi, hatta hastalanamazdı da. Orada zihnimin bir köşesinde olduğu gibi kalacaktı. Hayatımda birçok şeyler daha beni korkutabilir, başıma türlü felaketler gelebilirdi. Fakat en müthişi, onu kaybetmek ihtimali ve bunun korkusu artık yoktu.
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"Çoğu beraberliklerde ilişki yoğunluğu önceleri giderek arttıktan sonra bir doruğa ulaşır ve sonra iniş başlar. Bu, insanlararası etkileşimin doğal bir kuralıdır."
Sayfa 124
Alıntı
«Kucağıma çıktı - artık alışkanlık haline getir­mişti bunu. Tek sokulabileceği insan bendim; önce­leri hoşlanmamıştım ondan... ama şimdi seviyordum Çocuk'u. Büyük bir yalnızlığın, ıssızlığın ortasınday­dık - sessizliği sadece çöl rüzgarının uğultusu, Anne'nin soluk alışı bozuyordu.»
Sayfa 175
Edebiyat
Bilmediğimizi bilmekle başlıyoruz.
Çifte cehalet çök önceleri de, cehaletlerin içinde en kaygı verici ve en yerleşik olanı, en şiddetle karşı duranı, ve “tüm kötülüklerin nedeni olarak görülüyordu [...] Sokrates Alkibiades’e, "Ortadaki konular ne kadar önemliyse, bu cehalet o kadar zarar ve utanç vericidir.”, yalnızca “en önemli şeyleri bilmediğin için değil, bilmediğin halde bildiğini sanıyorsun”, diyordu.
Sayfa 7 - Epos Yayınları·Kitabı okuyor
Alıntı
Azıcık suçsuzluk olmadan aşk olmaz. Neredeydi suçsuzluk? İmparatorluklar yıkılıyordu, uluslar ve insanlar birbirlerinin gırtlağına sarılmaktaydı; ağzımız kirliydi. Önceleri bilmeden suçsuzduk, şimdi de istemeden suçlu.