Toplumsal değişimi savunan insanlara çoğu zaman “naif” deniyor. Oysa gerçek bunun tam tersi. Yurttaşlar olarak elimizden bir şey gelmeyeceğini, güçlülerin her istediklerini yapmalarına izin verip dikkat becerimizin bir şekilde sağ kalabileceğini düşünmek asıl naiflik. Müşterek demokratik mücadelenin dünyayı değiştirebileceğine inanmanın naif bir tarafı yok. Antropolog Margeret Mead’in söylediği gibi, bugüne kadar dünyayı değiştirmiş başka bir şey yok.
Pek çoğumuz kimliğimizi tükeninceye kadar çalışmak etrafında kuruyoruz. Buna başarı diyoruz. Gitgide hızlanmaya dayalı bir kültür içinde yavaşlamak zor; çoğumuz yavaşlayınca suçluluk duyuyoruz. Bunu hep birlikte –toplumsal, yapısal bir değişim olarak– gerçekleştirmemiz bu yüzden önem taşıyor.