Her istediğimiz yere gidiyoruz gibi geliyor bize, hâlbuki ölmüş köklerin arasından daima aynı boşluğa, imkansızlığın ta kendisi olan bir imkân kalabalığına çıkıyoruz.
Izdırabın içinden geçeriz.Tıpkı çalılık taşlık bir yolda yürür, bir bataktan kurtulmaya çalışır gibi ondan sıyrılmaya çalışırız, fakat saadeti bir yük gibi taşırız ve bir gün farkında olmadan yolun ucunda, bir köşeye bırakıveririz.
İnsanoğlu güzel şeye düşmandı.Nasıl bilmeden kendi saadetini, başkasını saadetini yıkmak isterdi? İnsanoğlu huzurun, iyiliğin düşmanıydı, kendi kendisinin düşmanıydı.