Eleme, kedere, hatta sevince bir sınır tayin etmek... Bunu yalnızca şehirlerde olur bilirdim. Meğer insan, köylerde, dağ başlarında ve mağara koşullarında da samimi olmak, içinden geldiği gibi, içinden geldiği kadar gülüp ağlamak hürriyetine sahip değilmiş.
Her akşamüstü, sanıyorum ki, artık dünyanın sonu gelmiştir. Üzerinde yaşadığım bu toprak, ya içindeki gizli dert ile şişip çatlayacak, ya da bir dehşetli gürültü ile yerin dibine doğru çöküp gidecektir.