Mr. Pontellier ara sıra karısının akli dengesini yitirmeye başladığından kuşkulanıyordu. Kendinde olmadığını açıkça görüyordu. Daha doğrusu, karısının kendisini bulduğunu, dünyanın karşısına çıkarken üstümüze bir giysi gibi giydiğimiz yapay benliğini günbegün bir kenara ittiğini göremiyordu.
Geçmiş hiç yaşanmamış gibiydi; ciddiye almaya istekli olduğu hiçbir ders sunmuyordu ona. Gelecek ise asla adım atmaya yeltenmediği bir gizdi. Yalnızca bu anın bir anlamı vardı, yalnızca bu an onundu.
"Seni gebertirim." diye hırladı dişlerini sıkarak. "Aşık olduğum kadın hakkında tek bir kelime daha edersen, ona bakarsan hatta onu düşünürsen bile seni gebertirim orospu çocuğu."
"Adam... " Tom boğuluyordu.
"Aslında, her halükarda seni geberteceğim..."