Sosyal medyada b.ku çıkmış olanlardan
Standart yeterliliklere dahi sahip olamayan insanlar ilişkiler üzerine ya da cinsiyet rollerine sallıyor: "Kızlar şöyle giyinmek çok mu zor?", "Çocuk gibi değil kadın gibi giyinin", "Şöyle yapan/ yapmayan kızlar", "Hangi kadınlar eğlenmelik hangileri evlenmelik", "Evlilik çok saçma evlenmeyin".... Kendine göre gerek giyimi gerek de davranışları olarak birini belirlemişsindir. Bu normal bunda sorun yok ama asıl sorun kendi kafana uymayan erkekleri- kadınları aşağılayacak şekilde ele alman. Sevme ya da nefret et bu seninle alakalı neden o insan sana göre davransın ki, sen kimsin de senin düşüncelerine uymak için tercihlerinden ya da onu o yapan özelliklerinden ödün versin? Aşırı bencil, düşüncesiz ve basit hareketler. Hani siz söz de en iyisine ya da en mükemmeline layıksınız ya, diğerleri de en iyisi ya da mükemmel değil diye linçleniyor, sandığınız zirve tezek dağı. (: Ne samimiyeti var ne de gerçekten iyi bir farkındalık sağlayan tarafı. Buna rağmen çoğu ergen ya da ergen kafalı yetişkinler bunları izliyor. Ve bunlar o kadar çok ki bana bile düşüyor. "Ağzından s.çan insanlardan biri daha." deyip geçerken çok nadir ağzından konuşabilenler vardı. Bazı şeyler insanın içinde kalıp orada yaşanmalı çünkü bir özeli ya da değeri var. En saçması ve en acınası da heykel siparişi verir gibi kadın- erkek fiziksel özellik kriterleri koyanlar: Sevginin o tarz bir yüzeyselliği ya da şekli bile yok. Bir sınırı ya da isteğe bağlı hali de yok ki. Ansızın oluyor ve olduran kişi o sevginin somut hali. Sen sevgi biçimini ya da seviyesini seçersin. O sana bir insan da somut olarak görünür. Ama bir insana göre sevgi biçimi uyarlaması yok ki, saçmalığı burada. Acınalığı ise sevgiyi dahi basitleştirip iğrençleştirmeniz. Ve bunu da arıyor ya da bekliyor oluşunuz. Her şeyin gerçekliğinden
Duygu ve Düşünce
Dünyaya inanırsın Rızka benimdir dersin Niçin yalan söylersin Çün sen dediğin olmaz Ayrılık sarp firaktır Hiç varan geri gelmez Dünyaya gelen göçer Bir bir şerbetin içer Bu bir köprüdür geçer Cahiller onu bilmez Yunus Emre
Reklam
Anı fotoğraflayın
"Yani eski güzel günleri yeniden yaşayabilirim." Şimdi geçirdiğiniz zamanı takdir edin ve onu yakalayın. Gelecekteki siz, bunun için size teşekkür edecek.
Duygu ve Düşünce
Duygular Üzerine İçimden Geldiği Gibi
Bazen durup düşünüyorum aslında ben aşık oldum. Sevdim de, sevildim de. Ama yine de içimde garip bir eksiklik var. Çünkü hiçbir şey tam olmadı. Ve bu beni hâlâ “aşk neden olmuyor?” sorusuna getiriyor. Yani mesele artık o kişi değil. Onu düşünmüyorum bile. Ama geriye kalan o his o yarım kalmışlık hâlâ benimle. Sanki bir şey hep başlıyor ama tamamlanmıyor gibi. Diyorum ki kendime, ben hissedebilen biriyim. Hatta belki fazla hisseden biriyim. Birine anlam verebiliyorum, bağ kurabiliyorum. Karşı taraf da bazen hissediyor ama bir yerde kopuyor. Ya zaman yanlış oluyor, ya insanlar yanlış oluyor, ya da bir şeyler eksik kalıyor. Ve ben hep o “eksik” olan şeyin ne olduğunu düşünüyorum. Acaba ben mi yanlış zamanda denk geliyorum her şeye? Yoksa ben mi fazla derin hissediyorum da karşı taraf aynı yere gelemiyor? Ya da gerçekten herkesin yaşadığı o “karşılıklı, tam” aşk çok nadir bir şey mi? Bazen de şöyle hissediyorum sanki ben o şeyi yaşayabilecek biriyim ama bir türlü denk gelmiyor. Bu da insana tuhaf bir sabırsızlık veriyor. Çünkü biliyorsun yapabilirsin, hissedebilirsin ama ortada yaşayabileceğin doğru kişi ya da doğru an yok. Ve bu da zamanla insanın içinde bir sorguya dönüşüyor: “Acaba hiç olacak mı?” diye. Çok umutsuz değilim aslında. Ama çok emin de değilim. Daha çok arada kalmış gibiyim. Bir yanım hâlâ inanmak istiyor. Gerçekten uyumlu, karşılıklı, net bir şeyin var olabileceğine inanmak istiyor. Ama diğer yanım da diyor ki şimdiye kadar olmadıysa, belki de düşündüğün kadar kolay bir şey değil bu. Belki de aşk dediğimiz şey sadece hissetmek değil doğru zamanda, doğru kişiyle, aynı anda o hissi yaşayabilmek. Ve belki de en zor olan kısım tam olarak bu. Bilmiyorum. Sadece şunu hissediyorum: Benim içimde o duygu var. Ama sanki dış dünyada onun tam karşılığına henüz
Duygu ve Düşünce
Nefretin ortasında, içimde, yenilmez bir sevgi olduğunu buldum. Gözyaşlarının ortasında, içimde, yenilmez bir gülümseme olduğunu buldum. Karmaşanın ortasında, içimde, yenilmez bir sakinlik olduğunu buldum. Tüm bunların içinde fark ettim ki kışın ortasında, içimde, yenilmez bir yaz olduğunu buldum. Ve bu beni mutlu ediyor. Çünkü dünya üstüme ne kadar gelirse gelsin, içimde, onu gerisin geri yollayan daha güçlü, daha iyi bir şey var demektir.
"Yeni kapitalizm, görünür, dışsal olanı mutlaklaştırarak, görünmez olanı değersizleştirerek ve hiç ilgi görmediği için onu âdeta yok sayarak kuruyor sistemini " Nazife Şişman Dijital Çağda Müslüman Kalmak
Reklam
Reklam