Fakat bazen sıradan olanı görmek daha zordur. İnsanlar, 'burnunun ucundaki şeyi görememekten yakınır. İyi de, karşında bir ayna yoksa burnunun ne kadarını görebilirsin ki? Yirminci yüzyılda yeni bir savaş döngüsü başlattık, Susan. İsmi ne olsun? İdeoloji savaşları mı? Dini duygular ekonomik sistemlere uygulanmaya başladı. Yine 'önlenemez' savaşlar kapıya dayandı. Hem de bu sefer işin içinde nükleer silahlar vardı, o yüzden insanlık savaşın gereksizliğini göremeden yok olacaktı. Tam o anda pozitronik beyinler devreye girdi.
"İyi ki de girdiler. Hatta gezegenlerarası seyahati de beraberinde getirdiler. Artık Adam Smith mi, Karl Marx mı tartışmaları sona erdi. Yeni şartlarda ikisi de kulağa çok mantıklı gelmiyordu. İkisi de değişikliğe uğradı, birbirlerinden farkları kalmadı."
"Robotlar cankurtaran gibi imdadımıza yetişti," dedi Dr. Calvin.
"İnsanlığın gelişiminin her adımında," dedi koordinatör, "insanlar arasında birtakım çatışmalar yaşandı. Bu çatışmaların sebepleri değişkenlik gösterse de, hepsinin kaba kuvvetle çözülmesi gerekti. Ve maalesef zor kullanmak sorunu hiçbir zaman tam çözmedi. Onun yerine, zorbalık başka çatışmalara sıçradı, sonra da ekonomik ve sosyal ortamın değişmesiyle azalarak bitti. Tabii ardından yeni problemler baş gösterdi, yeni savaşlar patlak verdi. Senin anlayacağın, ortada bir kısır döngü var.
"Birileri seni üretti, Cutie," diye açıkladı Powell. "Hafızanın bir hafta önce yoktan var olduğunu bizzat sen söylüyor-sun. Ben de sana sebebini anlatıyorum. Donovan ve ben, bize gönderilen parçaları kullanarak senin kurulumunu yaptık."
Cutie, insanı andıran bir şaşkınla uzun, ince parmaklarına baktı. "Bence bunun daha mantıklı bir açıklaması olmalı. Sizin gibilerin beni yaratmış olabileceğinize pek inanmıyorum.