“Onun gözleri, saçları, yanağı, yürüyüşü, sesi;
Sözlerinle can bulur, ah! Güzel elleri,
Tüm beyazlar mürekkeptir yanında
Yazarlar kendi utançlarını; yumuşak dokunuşuna kıyasla
Yavru kuğunun tüyü sert kalır…”
Hayır, fakat yaşamak
Dağınık bir yatağın ekşimiş ter kokusunda
Çürüme, dalkavukluk ve sevişmeyle ağır ağır pişerek
Leş kokan domuz ahırının üst katında…
"Ama, istediğimi hiçbir zaman elde edemeyeceğim; çünkü, bedensel güzellik ve
onunla birlikte gelen yüreklilik yok bende. Bilincimin çabukluğu, bedenime göre çok güçlü. Sonuca ulaşamadan, nemli, belki de iğrenç bir yığının içine düşüyorum, başarısızlığa uğruyorum. Yaşamın bunalımları içinde sevgi değil, acıma uyandırıyorum. Bu yüzden korkunç biçimde acı
çekiyorum. Ama Louis’in yaptığı gibi kendime bir görünüm hazırlamak için acı çekmiyorum. Kendimi bu hokkabazlıklara, bu gösterişlere kaptırmayacak denli hoş bir gerçek duygusu var bende. Her şeyi görüyorum -bir tek şey
dışında- tam bir açıklıkla. Bu benim kurtarıcım. Bu, benim acıma bitmeyen bir taşkınlık veren şey. Bu, sessiz olduğum zaman bile bana konuşarak bir şeyler yazdıran şey. Ve bir bakıma aldatılmış olduğum için, istek değişmese de kişi sürekli değiştiği için, geceleri kiminle oturacağımı sabahtan bilmediğim için, hiçbir zaman durağan değilim; en kötü yıkımların bile altından kalkıyorum, dönüyorum, değişiyorum. Çakıl taşları benim kaslı, benim uzamış bedenimin zırhını dövüyor. Bu arayış içinde yaşlanacağım.”
" Susan bazen bana, örneğin, bağcıkları nasıl düğümleyeceğimi öğretir. Onların yanlarına oturacakları arkadaşları var. Köşelerde anlatacakları özel şeyleri var. Ama ben yalnız adlara ve yüzlere veririm kendimi; yıkımlara karşı muska gibi biriktiririm onları. Salonun karşısında bilinmeyen bir yüz seçerim, o adını bilmediğim karşımda oturdukça güç bela içebilirim çayımı. Tıkanırım. Tutkumun şiddetinden bir o yana bir bu yana sallanırım. "
Mutfak kapısı kapanıyor. Vahşi köpekler havlıyor uzaklardan. Bak, sayının ilmeği zamanla dolmaya başlıyor: Dünyayı avcunun içine alıyor. Bir sayı yazmaya başlıyorum, dünya içinde ilmek oluyor; ama ben dışındayım şimdi birleştirdiğim, mühürlediğim, bütünlediğim ilmeğin. Dünya bir bütün, ben dışındayım: Ah, kurtarın beni sonsuza dek zaman ilmeğinin dışına savrulmuş olmaktan!”