Fiziksel bir eksiklik, zihinsel bir aşırılık yarata-
bilirdi. Sanki süreç, tersine de işleyebiliyordu.
Zihinsel aşırılık, kendi amaçlan doğrultusunda,
kasti bir yalnızlığın gönüllü körlük ve sağırlığını,
yapay bir zevklerden el çekme iktidarsızlığını
doğurabiliyordu.
“Şu korkunç Benito Hoover!” Oysa adam
oldukça iyi niyetli davranmıştı. Kaldı ki bu, duru-
mu, bir bakıma daha da kötüleştiriyordu. İyi niyetli olanlar, kötü niyetlilerle aynı tarzda davranıyorlardı.
“Ve öylesine ufak tefek ki.” Fanny suratını
buruşturdu; ufak tefeklik korkunç bir biçimde
düşük sınıflara özgü bir özellikti.
“Bence bu tatlı bir özellik,” dedi Lenina, “insa-
nın tutup mıncıklayası geliyor. Kedi gibi yani.”
Baskılanan dürtü taşar ve oluşan sel, duygular-
dır, ihtiras selidir ve bu sel deliliğe dahi dönüşür; akıntının gücüne, setin yüksekliğine ve karşı koyma gücüne bağlıdır. Önüne set çekilmeyen akıntı, belirlenmiş kanallardan geçerek sakin ve keyifli bir varoluşa akar.