N.

N.
@opalyacobenim
Umut her zaman vardır.
@opalyacobenim·
·
sabitlendi
Ne ölüm, ne de hayat! Hiçbiri kovalamıyor beni rüyalarımda. Hiçbirinin eli bana değmiyor. Çünkü ceplerimde hiç olmadıkları kadar. Varlığıma nedensizlikten delirdim ben. Hiçbir nedeni kendime yakıştıramadığımdan. Hepsini giydim. Hiçbiri olmadı. Hepsi dar geldi. İnansaydım herhangi birine, uğruna gerekirse dünyayı kan gölüne çevirirdim. okyanuslar kırmızı olurdu. Pıhtılaşmış kanlardan siyah dağlar yükselirdi. Ama inanamadım. Bir türlü inanamadım... Bütün hayat bir ilüzyon. Benim gibi, Kayra gibi...
Reklam
Hayat, benim için biraz düşünmekten ibaret. Sabah gözlerimi açtığım andan gece karanlığın içine karıştığım ana kadar zihnim durmaksızın yürür. Bazen bir sokak lambasının altında, bazen kalabalığın ortasında, bazen de kimsenin bilmediği sessiz bir köşede kendimi düşünürken bulurum. Çünkü yaşamak, çoğu zaman olup bitenleri görmekten çok, onların içimde bıraktığı izleri anlamaya çalışmaktır. Bir yağmur damlası düşer; insanlar ıslanmaktan söz eder, ben ise gökyüzünün neden ağlamak istediğini düşünürüm. Bir insan gider; herkes ayrılığı konuşur, ben geride kalan sessizliğin ne anlattığını dinlerim. Çünkü hayat bana hiçbir zaman sadece görünenlerden ibaret gelmedi. Her şeyin ardında saklanan başka bir anlam, başka bir hikâye varmış gibi yaşadım. Düşündükçe büyüdüm, düşündükçe yoruldum. Bazen zihnimin içinde kurduğum cümleler, yaşadığım günlerden daha uzun sürdü. Kimi zaman bir bakışın anlamını günlerce taşıdım, kimi zaman tek bir kelimenin ağırlığını aylarca sırtımda gezdirdim. İnsanlar zamana bırakmayı öğrendi, ben ise zamanı anlamaya çalıştım. Belki de bu yüzden hayat benim için yürümekten çok aramaktır. Cevaplardan çok sorularla yaşamaktır. Her gün aynı gökyüzüne bakıp farklı şeyler görebilmektir. Çünkü insan düşündüğü kadar vardır; hatırladığı, sorguladığı ve anlamaya çalıştığı kadar yaşar. Ve şimdi geriye dönüp baktığımda görüyorum ki hayat, aslında başı ve sonu belli bir yolculuktan çok, insanın kendi içinde yaptığı uzun bir konuşmadır. Ben hâlâ o konuşmanın içindeyim. Hâlâ düşünüyorum. Çünkü bazen düşünmek, yaşamaktan bile daha derin bir yaşama biçimidir.
Tatlı kedi yavrusu🤍
Vazgeçmek, sanıldığı gibi bir yenilgi değildir. Bazen insanın kendine açtığı en sessiz kapıdır. Günlerce, aylarca hatta yıllarca taşıdığı yükü omuzlarından indirmesi; artık canını acıtan bir umudu, kuruyan bir dalı bırakmasıdır. Bir akşamüstü gibi gelir vazgeçiş. Gürültüyle değil, yavaşça. Güneş nasıl ufkun ardına çekilirken gökyüzüne son kez bakarsa, insan da vazgeçmeden önce son kez döner geriye. Hatıraların tozunu üfler, eksik kalan cümleleri düşünür, belki gelmeyenleri bekler biraz daha. Sonra anlar; bazı yollar yürünmek için değil, hatırlanmak için vardır. Vazgeçmek unutmak değildir. Tam aksine, her şeyi olduğu gibi kabul etmektir. Bir çiçeğin mevsimi geçtiğinde yeniden açmayacağını bilmek, buna rağmen onu sevmiş olmaktan pişmanlık duymamaktır. Çünkü bazı insanlar hayatımıza kalmak için değil, içimizde bir iz bırakmak için gelir. İnsan en çok da kendini tükettiği yerde vazgeçer. Sürekli çaldığı halde açılmayan kapıların önünden çekilir. Cevapsız kalan soruların peşini bırakır. Ve bir gün, yorgun kalbinin elinden tutup ona şunu söyler: “Artık gitme zamanı.” İşte o an, kaybedilen bir şey yoktur aslında. Sadece insan, kendinden eksilen parçaları toplamaya başlar. Çünkü bazen devam etmek cesaret ister; bazen de vazgeçmek. Ve her vazgeçişin içinde, görünmeyen bir başlangıç saklıdır. Kapanan her kapının ardından, insanın kendine açılan bir penceresi olur. Belki de vazgeçmek, birini ya da bir şeyi bırakmak değil; artık canını acıtmasına izin vermemektir. Ve bazen en derin vedalar, hiç söylenmeyenlerdir. Sessizce kalpte yankılanır, sonra zamanın ellerine bırakılır. Geriye yalnızca olgunlaşmış bir hüzün ve yeniden yeşermeyi bekleyen bir umut kalır.