Opia • Yitirmeli Ne Varsa | Gökçen Koçan
Merhabaaabugün kalbimi bir köşede bırakıp çıktığım o kitabın yorumuyla geldim.Bazı kitaplar sadece okunmaz, hissedilir ya işte bu tam olarak öyle bir yolculuktu.
Yıldız Gülmez, küçük yaşta babasını kaybetmiş, annesinin yeniden evlenmesiyle çocukluğu adeta bir esarete dönüşmüş genç bir kız. Üvey babasının baskısı, şiddeti ve annesinin duyarsızlığı arasında sıkışıp kalmış, sesi her çıktığında daha çok ezilen Yıldız, öğretmen olma hayalleri kurar ancak hayatın ona sunduğu karanlık kaderden kaçmaya çalışır.Mazlum Doğan şark görevini tamamlayıp memleketine mahallesine geri dönen, ismi gibi mazlum ve anlayışlı bir genç adam. Döndüğünde evinde ve mahallesinde karşılaştığı Yıldız'ın durumu onu derinden etkiler.
Yıldız.. benim güzel gökyüzüm. Çocukluğu babasının gidişiyle toprağa gömülen, üvey baba gölgesinde nefesi kesilen, kendi evinde bir tutsak gibi yaşayan o genç kız. Okurken bazen boğazım düğümlendi, bazen yapma Yıldız, susma diye bağırmak istedim. Ama sonra.Mazlum geldi. Mazlum, hani o bildiğimiz kurtarıcı figürlerinden çok farklı. O Yıldız’ı çekip kurtarmıyor Yıldız’a kendi ayakları üzerinde durması için bir el, nefes alması için bir gökyüzü oluyor. Aralarındaki o bağ o kadar yavaş, o kadar saf ve o kadar derin işlenmiş kiAcele etmeden, yaraları kanatmadan, sadece orada olduğunu hissettirerek sevmeyi öğretiyor bize.
Eğer mahalle kurgularının o sıcaklığını, ama aynı zamanda gerçek hayatın tokat gibi çarpan dramını seviyorsanız bu seriye mutlaka şans verin. Yazarın dili o kadar akıcı ki 688 sayfa nasıl bitti anlamadım. Yıldız'ın öğretmen olma hayali için verdiği mücadele, Mazlum’un ailesinin o sıcacık kucaklayışı içim hem ısındı hem de yer yer paramparça oldu.
Sevgi, yara izlerinin arasında da yeşerebilir mi?diye soruyor