Benliğindeki bir boşluk olarak gösteriyordu sevgi kendini- dolmak için feryat eden aç, sancılı, özlem yüklü bir boşluk. Bir tür acı ya da huzursuzluktu hissettiği ve yalnızca yeni tanrının varlığı ve dokunuşuyla yatışıyordu.
Bu yeni uyum sürecinde de koşulların eliydi onu yeniden yoğurup şekillendiren ve sertleşmiş olanı yumuşatıp daha iyi bir forma sokan. Aslında bu el Weedon Scott'ın kendisiydi. Beyaz Diş'in doğasının köklerine inmiş, orada unutulmuş ve neredeyse yok olmuş gizli güçleri iyiliğiyle yaşama döndürmüştü. Bu güçlerden biri de sevgi idi.
Bu elin dokunuşu ve içgüdülerini ihlal edişi tam bir işkenceydi. O güne dek insanların ellerinden çektiği bütün eziyetleri bir günde unutması mümkün değildi.