Şuanda bu koskoca dünya üzerinde kendisini düşünen bir tek kişi bile mevcut olmadığına o kadar emniyeti vardı ki, acı bir kabadayılıkla kendisi de hiç kimseyi düşünülmeye layık bulmuyor; fakat bundan, sebebini anlayamadığı bir üzüntü duyuyordu.
Yalnız, gökyüzündeki yıldızlardan çayın dibindeki çakıllara, doğu tarafından kopup gelen bulutlardan batı tarafındaki denize kadar uzanan ve yayılan bu kocaman gecenin içinde, yapayalnızdı. Düşüncelerini hangi istikamete koşturursa koştursun, karşısına kimse çıkmıyordu.
"Saadet, hayatı olduğu gibi kabul etmektir!" ne doğru söz. Hayatı olduğu gibi kabul etmeli ve ona bir şey ilave etmeli ne de ondan bir şey eksiltmeli... Bazı şeyler vardır, canımızı sıkar; 'Bu neden böyle? Böyle şeyler dünyadan kaldırılmalı! " deriz. Bazı şeyler de mevcut değildir, içimizden onların olmasını isteriz,hatta bu uğurda çalışırız. İkisi de faydasızdır.
İnsan dediğin mahluk hiçbir şey değiştiremez. Bunun için gönlünün rahat olmasını istersen, gördüğün fenalıkların bile bir hikmeti olduğunu düşün ve yeryüzünde olmayan iyilikleri oraya getirmek sevdasına kapılma.! Sonra en mühimi: Kendini halinden şikayet etmeye alıştırma. Ömrünün sonuna kadar dövünsen, bu hayatın cefası tükenmez.