“(İlkel erkeklerin) işlevi avlanmak ve savaşmaktı. Yaşamlarını esas olarak diğer hayvanları öldürerek sürdürüyorlardı. Ölüm kutlanması gereken bir şeydi.” Öte yandan kadının dini nasıl olmalıydı? “İlkel kadının işi çalışmak ve çocuk doğurmaktı. Onun zaferi hayat almak değil , hayat vermekti.”
Mill de Woolstonecraft gibi, radikal feminist bir analizle şu sonuca varır: kadınların bağımlılık konumlarını sürdürmelerinin nedeni geleneksel rolün devamından öte -erkeklerin onları orada turma isteğidir. Kadınların kamusalın dışında tutulmasının temeli, “erkek cinsinin çoğunluğunun, henüz eşitleri olan bir kadın ile birlikte yaşama düşüncesine tahammül edememesinden dolayı, kadınların ev hayatındaki ikincil konumlarını sürdürme” isteğidir.
Kafasında erkeğin çıkarları ve hazzı ile çelişebilecek hiçbir şey olmayan ve kendine ait hiçbir çıkarı bulunmasına izin verilmeyen kadın niçin erkeklerin tali birer parçası olmak zorundadır diye sorduğumuzda verilebilecek tek cevap, erkeklerin bundan hoşlanıyor olmasıdır.
Kadın hakları hareketinin kökenleri kölelik karşıtı hareketin içindedir. Bu hareket, kısmen Maria Stewart ve Sarah Grimke gibi kadın eylemcilerin köleliğin kaldırılması davasının gelişmesi için yaptıkları çalışmalar sırasında uğradıkları tacizlerin sonucunda ortaya çıkmıştır.
.
.
.
Kadın hakları eylemcilerinin kullandıkları köle-kadın benzerliği de bu köklere işaret eder.