“Önceki deneyimlerinden onca şey öğrenmişti ve bütün hayatı boyunca benzerini hiç yaşamadığı korkunç bir boşluk hissediyordu. Aynı zamanda eğlence ve anlamsız oyunlarla dolu bir hayata geri dönme fikrinden nefret ediyordu, çünkü işin gerçeği, aşk için hasret çekiyordu.”
“ Zamanların en iyisiydi, zamanların en kötüsüydü, hem akıl çağıydı, hem aptallık, hem inanç devriydi, hem de kuşku, aydınlık mevsimiydi, karanlık mevsimiydi, hem umut baharı, hem de umutsuzluk kışıydı, hem her şeyimiz vardı, hem hiçbir şeyimiz yoktu, hepimiz ya doğruca cennete gidecektik ya da tam öteki yana -sözün kısası, şimdikine öylesine yakın bir dönemdi ki, kimi yaygaracı otoriteler bu dönemin, iyi ya da kötü fark etmez, sadece ‘daha’ sözcüğü kullanılarak diğerleri ile karşılaştırılabileceğini iddia ederdi.”