Ya hayatlarının anlamını tutamayanlar? Diye söze girmişti kızılderili. Onlar ne olacak? Onlar da göğüslerinde bir et parçasıyla, canlı canlı çürüyecekler. Ve buna da yaşamak demeye devam edecekler.
Hep o hikaye yüzünden. Ama ne önemi vardı artık? Herkesin öyle bir hikayesi yok muydu? Başlayıp da bitiremediği. Çünkü kimsenin dinlemediği… İçine atmak, diye bir şey varken, anlatmaya ne gerek vardı? İçine atıp sifonu çekmek varken. Alkolle dolu bir sifonu…
“ ne gururu?“ dedim, “ya da gurur ne?“
“Artık elinde olmayan bir şey için risk almaya iten duygudur… Ya da artık yerinde olmayan şeyin, boşluğunu doldurma çabasıdır… Ya da kırılmış bir şeyin daha fazla kırılmamak için sertleşmesi, katılaşmasıdır… Ya da…“