Aşk biter ama hikayesi kalırdı geriye. Aşkın hikayesiyse kendisinden daha güzeldi. Kendimi bir hikayenin ağırlığıyla yollara vurdum. Başkalarına yaktığım ağıtlara sakladım içimi.
Gözyaşlarım bütün bunları bahane edip akarken ben ölülere değil hikâyelerine ağlarım. Eksik, tamamlanmamış, yarıda kalmış, bir süt tülbendi gibi bembeyaz, bir kış gecesi gibi kapkara, hayretler içinde belirmiş hikayelerine ağlarım.
Dünya ölümlü, gün akşamıydı. Onca vakit genç, yaşlı, çoluk çocuk, kadın, erkek demeden başkalarının kapısını aşındıran ölüm, üçüncü gece üzerine kara elbisesini sarınıp usulca onun kapısını da tıngırdattı.