Orhan Ateş

Gördüklerinizin yarısına inanın, duyduklarınızın hiçbirine. Hakikatler daha çizmelerini giyerken yalan bütün dünyayı dolaşır.
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Karadenizli Dursun, liseye giden oğlunun hep evin dışında ders çalışmasını istermiş. Merak eden bir arkadaşı sormuş; -Yahu neden hep oğlunu sokakta ders çalıştırıyorsun? -Sen modayı bilmiyorsun galiba... Herkes çocuğunu dışarıda okutuyor!
Sayfa 202·Kitabı okudu
Karı koca yatakta uyuyorlarmış. Kadın kötü bir rüya görüp sayıklamış; -Eyvah kocam! Kaç çabuk kaç kaç! Böyle der demez kocası hemen ayağa fırlamış, pencereyi açıp atlayarak kaçmaya başlamış! Öyle bir devirde yaşıyoruz ki herkes birbirini aldatıp duruyor.
Sayfa 244·Kitabı okudu
Malum, Nuri Conker Atatürk’e Mustafa diye hitabedebilecek kadar yakın, onun da ‘öz kardeşim’ diye andığı tek arkadaşı. Bir gün birlikte Florya’dan kaçıp Çekmece taraflarında arabayla dolaşmaya çıkmışlar. Gezerken kara sabanın iki boyunduruğundan birine öküzünü bağlamış diğerine eşeğiyle birlikte kendisi omuz vermiş halde tarlasını sürmekte olan bir köylü görüp durmuş, yanına gidip ‘Kolay gelsin’ demişler. Mahsul nasıl, yağmur yağdı, yağmadı muhabettinden sonra Atatürk adının Halil Ağa olduğunu öğrendiği köylüye: ‘Öküzün yok mu senin’ diye sormuş. ‘Vardı ama hıdrellezde vergi memurları sattılar’ diye cevap vermiş adam. - Köylünün üretim aracını satılır mı, olmaz böyle şey! Muhtara şikayet etseydin... - Muhtar da başındaydı gelen vergicinin.. - Peki, İstanbul şuracıkta gelip valiye anlataydın derdini... Onun işi bu.. - Bırak şu sağırı allasen. Yakasına yapışsak duymaz. - Halil Ağa, senin iş beni bayağı meraklandırdı. Benim bildiğim, çiftçinin üretim aracı elinden alınmaz. Sen aldılar diyorsun. Hadi kaymakam şöyle, vali böyle diyelim başvekil İsmet Paşa her hafta İstanbul’a geliyor. Florya Köşkü’ ne iniyor. Köşk de şuracıkta. Bir gün gidip derdini ona dökseydin -Sen benimle gönül eyliyorsun bey. Tutalım ki gittim, beni o kapıya koymazlar. Tut ki koydular, İsmet Paşa’yı göstertmezler. Diyelim gösterdiler, ona halimi nasıl yanacağım? O sağırın sağırı! Atatürk güler ‘Peki anladım, bakalım bu dediğime ne kulp bulacaksın?’ diye sürdürür konuşmayı. - Atatürk koca yaz şuracıkta oturup duruyordu. Gidip çıksaydın önüne. O da seni yüzüstü bırakacak değildi ya! Köylü güldü bu kez... “Sen ne diyorsun bey, Mustafa Kemal Paşa’nın yüzünü görmek için Peygamber gücü gerek...” diye başlayıp devam etti... - Yiyip içmekten başını kaldırıp bizim öküzün hesabını mı sorar? Söz bitmişti. Veda
Tarih