İsmet Bozdağ

İsmet Bozdağ

8.1/10
99 Kişi
·
293
Okunma
·
12
Beğeni
·
1.785
Gösterim
Adı:
İsmet Bozdağ
Unvan:
Araştırmacı, Yakın Tarih Yazarı.
Doğum:
Bursa, 1916
Ölüm:
İstanbul, 2013
İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi, Gazetecilik Enstitüsü mezunu. Çalışma hayatının ilk dönemlerinde memuriyet, gazetecilik ve oyun yazarlığı yaptı. Yazmış olduğu 23 oyun, 1940-1952 yılları arasında Ankara Radyosu’nda yayınlandı. Daha sonraki dönemlerde araştırmacılığa yöneldi, bilgi birikimlerini kitaplaştırarak önemli eserler meydana getirdi.

Eserleri

Gönderilmemiş Mektuplar, (1943, şiir),
Üç mum Yandı, (1972, şiir),
Başvekilim Menderes,
Sultan Abdülhamid'in Hatıra Defteri, (1974)
Atatürk ve Eşi Latife Hanım, (1975)
Bitmeyen Devlet Kavgası Atatürk İnönü Bayar Çekişmeleri,
Atatürk'ün Sofrası,
Abdülhamid'in Hatıra Defteri,
Demokrat Parti ve Ötekiler,
Kemal Tahir'in Sohbetleri, (1980)
Atatürk'ün Anıları,
The Ard İdea,
Üçüncü Çözüm,
İşte Japon Modeli,
Sovyet Marksizmi, Çin Marksizmi ve Türkiye Gerçekleri,
Osmanlı Devlet ve Toplum yapısı,
Bir Darbenin Anatomisi/ 27 mayıs İhtilali,
Demirkırat Aldatmacası,
Değişim Şafağı,
Mustafa Suphi'yi kim Öldürdü?,
Osmanlıların Son Kahramanları,
Abdülhamid'in Eşi Pesendun Hanım'ın Anıları,
Beyaz Arılar.
Atatürk’ün Avrasya Devleti,
Gazi ve Latife,
"Mademki millet, kendi mukadderatını bir de kendisi idare etmek tecrübesinde bulunmak istiyor, milletin istediği olsun" dedim. Ve eldeki layihalar arasında Mithat Paşanınkini küçük bir düzeltme ile onaylayarak bilinen hatt-ı hümayun'u çıkarttım.
İsmet Bozdağ
Sayfa 22 - Kervan yayınları, 1975 yılı baskısı
İstanbul'da geçirdiğim zamanın bir bölümünü de hazırlıklara ayırdım. Tasarlayabilirsiniz ki fikir hazırlıkları, savaşa asker toplar gibi, davul zurna ile sağlanmaz. Fikir hazırlıklarında büyük bir alçakgönüllülükle çalışmak, kendini silmek, karşındakilerin, içtenlikli bir inanca ulaşmalarını sağlamak gereklidir.
Atatürk'ün "Nutuk"u, hemen her aydının kitaplığında baş köşeyi tutar. Ancak "Nutuk", 19 Mayıs 1919'dan bu yana Atatürk'ün asker ve politikacı olarak düşüncelerini ve eylemlerini yansıtır. Kurtuluş Savaşı'mızın tarihidir. Ama bunun bir de "öncesi" var; Nitekim Mustafa Kemal Paşa, "Amasya Mülakatı" masasına oturduğu zaman, Anafartalar kahramanı, Yıldırım Orduları Başkomutanı ve Anadolu'nun yarısına resmen sözü geçen bir Ordu Müfettişi idi.
Bana yardım eden Ordu, Kolordu Komutanları ve Kurmay arkadaşlarım, benim bütün görüşlerimi kavramış ve bana her olasılığa karşı yardım etmeye söz vermiş kişilerdi.
Zavallı Vilson, anlamadı ki, süngü, kuvvet, onur ve saygınlık duygusunun savunamadığı hatlar, başka hiçbir prensiple savunulamaz.
Kendini zayıf ve güçsüz gören insanlar, kendilerine oranla, güçlü ve kararlı insanlardan merhamet diledikleri zaman, mutlaka kendilerine acındıracaklarına inanmak için, bilmem nasıl bir duygu ve yapıda olmalıdırlar.
Ali Fuat Paşa ile Kurmay Okulu'nda bir sınıfta okumuş, arkadaşlık etmiştim. Askerlik yaşantımın kanlı ve bunalımlı dönemlerinde birlikte bulunmuştuk. Beni çok sevdiğini bilirdim. Babası Fazıl Paşa, beni o kadar severdi ki, arasıra gelir, boynuma sarılır, "Senden, Fuad'ımın kokusunu alıyorum" derdi.
"Savaş mı açıyorsunuz ? " diye soruyor, barut kokan bir oda da sorduğuna bak!... Savaş halinde değil miyiz sanki!..."
Öncelikle kitabın en az 60 sayfası "türkçe ibadet" ile ilgili, son derece tarafsız bir göz ile okunması gerektiğini düşünüyorum yoksa okuduğunızdan ne bir anlam ne de keyif alabilirsiniz. içerik olarak değiniceksem size Atatürk'ün konuşmalarından kesitler sunarak devam niteliğinde öğretici bir kitap sunulmuş bize. Bu kitapla tekrardan Atatürkün ne kadar ileri görüşlü ve cesur bir devrim adamı olduğunu tekrar gözler önüne serilmiş..
Kitaptan çok anlamlı bulduğum cümleler..

"Dünya'da dinlere ,akıl ile sarılan ülkeler hep ilerlemişler;Nakil'e bağlı kalanlar hangi doğal zengin kaynaklara sahip olursa olsunlar geri kalmışlardır.!"

"Yaptığı, büyük medeni cesaretti ve ülkenin hayrına idi.Fakat ortam,bu ileri hareketi içine sindirecek olgunlukta değildi."

"Bendeniz. Diyanet işlerinden rica ediyorum: bu haramada bir nihayet versin! Ve benim dilimle bana hitap etsin!...Hiç bir Peygamber kavmine, kendi dilinden gayri bir dil ile ümmetine hitap etmemiştir! Öyleyse, bana hitap edecek adam, benim dilimle hitap etmeli!
Ve orası uyku yeri değil,düşünce yeri olsun!Şimdilik onlardan yüksek iktisadi mevizeler beklemiyoruz.Fakat ahlaki mevizeler yapsın, Siyasete de karışmasın, Aklı ermeyecek ise de karışmasın! Elinin hamuru ile yalnız ahlaki şeyler söylesin!... (Vehbi Bolak)

"Kuran' da 'Biz onu anlayasınız diye Arapça olarak indirdik'(yusuf suresi) demiş.. Ben de halkıma onu söylüyorum! Tanrıya kendi dilinizle yakarın,ona kendi dilinizle sığının;söylediklerini kendi dilinizle okuyup anlayın! Bunca açık bir gerçeği,milletimin anlamaması mümkün değil!. Çıkarı olanlar, milletin cahilliğinden yararlananlar çıkar karşımıza! Ama bu millet onları ezer geçer!"

"Biz Gazi'nin hamurundan gelmiyoruz! O başka maya, başka hamur! Biz eşyanın bize görünen yüzünü farkediyoruz; O,görünenin ardındaki gerçeği yakalıyor!"
Atatürk'ün gün yüzüne çok çıkmamış anilari, yakin cevresiyle olan diyaloglari, ozellikle "mutat zevat" diye anilan Nuri Conker, Salih Bozok, Kılıç Ali'nin mutlaka katıldığı yemek davetlerinin ulke gundeminin görüşüldüğü ve fikir alışverişinin yapildigi bir ortam oldugunu gosteren bir çok aniya yer verilmiştir.
Büyük yerden gelen suskunluğa saygı gerek...

Salih Bozok'un anlatımıyla yazılmış bu kitabı Atatürk'ü seven,tanımak isteyen,hayatını tüm şeffaflığıyla merak eden herkes okumalı.
Yazar bu kitabında,Abdülhamid ki ,belki de Osmanlı padişahları içinde en çok tartışma konusu olan padişahlardan biri.
Onun tuttuğu hatıra defterinden notlardan bahsederken,ayrıca bu belgelere nasıl ulaştığını anlatıyor...
Kızıl Sultan mı ?
Ulu Hakan mı !
Sorumluluk makamında bulunan şahsın hatıra notları..
Bir dönemi bir nebzede olsun aydınlatacak bu kitabı tavsiye eder, iyi okumalar dilerim.
Atatürk'ü anlatan kitaplarının arasında en beğendiğim kitaplardan bir tanesidir. Kurulan içki masalarında, fikirlerin nasıl özgürce konuşulduğunu, ülkenin makus talihini değiştiren kararların nasıl alındığını anlatan, Atatürk'ün en samimi hallerini hayal edebildiğim, anlatım gücüyle desteklenen mükemmel bir kitap.
Yazardan güzel bir araştırma eseri. 27 Mayıs ihtilalini hazırlayan gelişmeleri bizzat eski Cumhurbaşkanı Celal Bayar ile yaptığı söyleşiyi kaynak olarak gösteren yazar, Bayar'ın ağzından o dönemde olanları anlatıyor. Maalesef her taşın altında komünist arayan Bayar biraz taraflı konuşsa da o dönemde olan bazı olaylara farklı bir bakış açısı getirdiğinden dikkatle okunması gereken bir eser. Darbecilerin gelişim süreci, komünist parti sempatizanı olan şahısların CHP içerisinde yuvalanması, Adnan Menderes'ın uçağının düşmesi gibi pek çok olayın anlatıldığı bu kitap mutlaka okunması gerekenlerden.
Celal Bayar 1960 darbesine giden süreci anlatıyor.
"27 Mayıs senaryosu Moskova'da yazılmış, Kore'de sahneye konmuş, Türkiye'de -yerli elemanlarla- gerçekleştirilmiştir." diyor.
Demokrat Parti döneminde CHP'nin komünist gruplarla biraraya gelerek orduyu darbeye hazırladığını anlatıyor.
Objektifliği tartışılır..
* Muzaffer Bozok, intihar edeceğini açıklayan babası karşısında hiçbir şey söyleyememiş, sadece ağlamış, yüzünü saklamış ve bitik bir vaziyette eve dönmüştü.
Sonra bir sabah okula giderken babasını banyoda görmüş, tıraş olduğunu sanmıştı. Oysa Salih Bozok, elindeki tentürdiyotla Atatürk öldüğünde kalbine ateş edeceği yeri işaretliyordu.
10 Kasım sabahı Salih Bozok’un oğlunu okul müdürü çağırttı, “Derhal eve gidiyorsun” dedi.
Muzaffer yolda bayrakların yarıya indiğini görmüş, Atatürk’ün öldüğünü anlamıştı.
Ya babası?
O da planladığını yapmış, Atatürk’ün ölüm haberini alınca bir odaya kapanmış, tabancasını çıkarıp kalbine sıkmış, ancak kurşun kalbi bulmadığı için yaralı olarak Şişli Sıhhat Yurdu Hastanesi’ne kaldırılmıştı.
* Atatürk için canını vermek isteyen Salih Bozok, 1881'de Selanik'te doğdu. Mustafa Kemal ATATÜRK ile önce mahalle, daha sonra da okul arkadaşlığı daha başlangıçta kaderini çizmiş oldu. İkisi de aynı okullarda okuduktan sonra aynı yıl Harp Okulunu bitirdiler. Salih Efendi jandarma sınıfına seçilmişti. Mustafa Kemal ise Akademiye devam edecek, kurmay olacaktı. Mustafa Kemal Milli Mücadeleyi başlatmak üzere Anadolu'ya geçmeden önce ve Suriye Cephesi'nde bulunduğu sırada Salih Efendi'yi başyaver olarak yanına getirtti. Sürekli beraberlik böyle başladı ve Salih Bey yarbaylıktan emekliye ayrıldıktan sonra bile Mustafa Kemal'in yakınında kaldı.
* Bunları neden mi yazdım? Çocukluğundan ölene kadar Atatürk'ün yanında olan bir insanının yazdığı kitabı okuduğum için paylaştım. Atatürk'ü ondan daha iyi kim anlatabilirdi ki...
* Salih Bozok'un hiçbir yerde yayınlanmamış anıları ve onun gözünden Atatürk'ün özel hayatından bilinmeyen kesitler...
- Atatürk'e tapan iki kadın... Fikriye ve Latife Hanımların Atatürk'ün hayatındaki yerleri ve seyirleri... Biri, Kurtuluş Savaşı öncesinden beri onunla olan Fikriye Hanım, diğeri İzmir yangını sebebiyle Paşa'yla tanışan ve yeni bir yangına tutulan Latife Hanım...
- Fikriye-Makbule Hanım çatışması... Latife Hanım'dan Atatürk'e gönderilen mektuplar...
Latife Hanım'ın evlilikle değişen mizacı...
Fikriye Hanım'ın Avrupa'dan zamansız dönüşü, Latife Hanım'la tanışması, Çankaya'ya alınmamasıyla birlikte acı intiharı...
Atatürk'ün özel hayatının anlatıldığı ve onun bilmediğimiz yönlerinin çarpıcı bir şekilde dile getirildiği bir kitap...
* Okurken sayfaların nasıl çevirildiğini farketmeyeceksiniz... Çok akıcı bir üslubu var.. Her satırda yeni şeyler bulmak heyecanını yaşayacaksınız.. Bence okuyun..
Atatürk' ün en yakını, çocukluk ve silah arkadaşı, başyaveri olan Salih Bozok' un gözünden paylaşılan anılar. Atatürk' ün özel hayatından , hiçbir yerde yayınlanmamış kesitler.
Atatürk' e aşık iki kadın ; Fikriye ve Latife Hanımlar. Fikriye Hanım akraba aracılığıyla aileye katılmış, uzun zamandır Atatürk' ün yakını. Latife Hanım ; Izmir yangınında Atatürk ile tanışmış ve aşık olmuş. Iki kadının Atatürk' ün hayatındaki yerleri.
Latife Hanımla evliliği. Kadının evlilikle değişen mizacı. Hayatının bilinmeyen yönleri .
Sade anlatımıyla, Ilgi çekici ve akıcı bir kitap . Okumanızı öneririm.
Kitap, kendisi de bir İttihatçı olan Süleyman Nazif’in İttihatçılara öfke ile kaleme aldığı II. Abdulhamid’in asılsız hatıra defterine dayanmaktadır.
Hatırat, 1919'da 2. Abdülhamit'in ölümünden hemen sonra haftalık Utarit dergisinde yayınlanır ve asılsız olduğunun anlaşılması üzerine vaat edilenden çok önce kesilir.
Utarit'te yayımlanan kısım üç yıl sonra 1922'de “Hâtırât-ı Abdülhamit Han-ı Sâni” başlığı altında basılır.
Kitap yeni harflerle ilk defa 1946'da İsmet Bozdağ'ın sahibi olduğu Bozdağ Kitapevi tarafından Bursa'da yayınlanır.
Daha sonra 1960'ta tarihçi ve gazeteci Sabahattin Selek tarafından Selek Yayınevi'nde, 1964'te de Osman Yüksel Serdengeçti tarafından “Abdülhamit Anlatıyor” adıyla basılır.
İsmet Bozdağ tarafından Abdülhamit hatıratının tam metni Almanya'daki Leibzig kentinde bulunduğu ilan edilir ve Tercüman'da yazı dizisi yapılarak yine gazetenin yayınevi olan Kervan Yayınları etiketiyle 1975 yılında bir kez daha piyasaya çıkar.
İsmet Bozdağ, hatıratı bulma serüvenini ilgili kitaplarda anlatır ama onlarca tartışma ve söyleşi teklifini kesinlikle kabul etmez.
Nasıl olsa halk cahil, tarih bilmiyor, okumuyor ya, böylelikle hanedanlık, krallık özentili, demokrasi, insan haklarından korkan siyasetçilere zemin hazırlanmış, üstelik bu yalandan arka arkaya para da kazanılmış, maksat hâsıl olmuştur.
Olmayan hatırat, siyaset kürsülerinde, minberlerde, tekkelerde, tarikatlarda ve tarihini güvenilir tarihçilerin kitaplarından öğrenmek yerine, dizilenlerden, politikacılardan öğrenen kesimlerin ağzındadır artık.
Öyle ki, bu yalanlar çok tutulunca, aynı yalanlardan oluşan bir kitapta “Ulu Hakan Abdulhamid Han” adıyla N. F. Kısakürek çıkardı ve tarihini bilmeyen kesimlerce o da çok tutuldu.
Oysa bayındırlık ve eğitim hizmetleri inkâr edilemez olmasına rağmen II. Abdulhamid, korkuları, vehimleri nedeniyle devletin kurumlarını, yetişmiş aydın ve askerlerini dışlayıp ülkeyi yeteneksiz bir kadro ile yönetmeye kalkmış, döneminde bu günkü Türkiye’nin iki katı kadar toprak kaybedilmiştir.
Kendisine kayıtsız şartsız biat etmeyen okur, yazar, düşünürlere karşı tahammülsüzlük, korku ve düşmanlığından dolayı “İttihatçı” denen beceriksiz hayalperestleri “Hürriyet Kahramanı” mertebesine çıkartan II. Abdulhamid’in kendisidir.
Ve o İttihatçı kafanın iktidarında, 600 yıllık imparatorluğu, yüzbinlerce insanımızı ve kendilerini, emperyalistlerin sözüne güvenerek, kaybedileceği daha baştan belli olan bir kumar masasına sürmeleri ve kaybetmelerinde II. Abdulhamid’in sorumluluğu inkâr edilemez.
Anayasayı geçersiz sayması, meclisi kapatması ve kendi parasını, imparatoru olduğu devletin bankaları yerine, Avrupa bankalarına yatırması bile II. Abdulhamid’in hain olmasa bile “Ulu Hakan” olmadığının delilidir aslında.
Gerçek tarihi bilmek şartıyla, vaktiniz de varsa, gerçeklerin nasıl ahlaksızca ters yüz edilebildiğini öğrenmek ve sahtekârları tanımak için bu kitabı okumanızı tavsiye ederim.

Yazarın biyografisi

Adı:
İsmet Bozdağ
Unvan:
Araştırmacı, Yakın Tarih Yazarı.
Doğum:
Bursa, 1916
Ölüm:
İstanbul, 2013
İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi, Gazetecilik Enstitüsü mezunu. Çalışma hayatının ilk dönemlerinde memuriyet, gazetecilik ve oyun yazarlığı yaptı. Yazmış olduğu 23 oyun, 1940-1952 yılları arasında Ankara Radyosu’nda yayınlandı. Daha sonraki dönemlerde araştırmacılığa yöneldi, bilgi birikimlerini kitaplaştırarak önemli eserler meydana getirdi.

Eserleri

Gönderilmemiş Mektuplar, (1943, şiir),
Üç mum Yandı, (1972, şiir),
Başvekilim Menderes,
Sultan Abdülhamid'in Hatıra Defteri, (1974)
Atatürk ve Eşi Latife Hanım, (1975)
Bitmeyen Devlet Kavgası Atatürk İnönü Bayar Çekişmeleri,
Atatürk'ün Sofrası,
Abdülhamid'in Hatıra Defteri,
Demokrat Parti ve Ötekiler,
Kemal Tahir'in Sohbetleri, (1980)
Atatürk'ün Anıları,
The Ard İdea,
Üçüncü Çözüm,
İşte Japon Modeli,
Sovyet Marksizmi, Çin Marksizmi ve Türkiye Gerçekleri,
Osmanlı Devlet ve Toplum yapısı,
Bir Darbenin Anatomisi/ 27 mayıs İhtilali,
Demirkırat Aldatmacası,
Değişim Şafağı,
Mustafa Suphi'yi kim Öldürdü?,
Osmanlıların Son Kahramanları,
Abdülhamid'in Eşi Pesendun Hanım'ın Anıları,
Beyaz Arılar.
Atatürk’ün Avrasya Devleti,
Gazi ve Latife,

Yazar istatistikleri

  • 12 okur beğendi.
  • 293 okur okudu.
  • 5 okur okuyor.
  • 132 okur okuyacak.
  • 2 okur yarım bıraktı.