ivan milinski

ivan milinski
@orkusuga
Yalnızım, mutsuzum ama yanlış biri değilim, yanlış bir yerde değilim. Hatalarım oldu elbette ama sonucunda kendimden başka kimseye zarar gelmedi. Bu da pek kötü sayılmaz değil mi? Yani kendinden başka kimseye bir zararının dokunmaması, iyi biri olmaya yeter mi bilmiyorum ama kötü biri olmamaya yeter heralde.
Sayfa 123
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Aradığım, özlediğim, beklediğim hiçbir şeyi karşılığı yok bu gezegende. Duygularım benden bağımsız. Dünyadan bağımsız. Ya benim aradığım her şeyi sana gizledi tanrı ya da benim için mutluluk hep ütopya olarak kalacak. Hoş, mutluluk zaten bir arayış değil midir?
Sayfa 123
hiçbir nedeni yoktu ama mutsuzdu. Mutlu olmak için yeterli bir nedeni yoktu çünkü. Bu mutsuz olmak için yeterli bir sebepti.
Sayfa 112
İnsanlardan nefret eder gibi yaşıyordu. Tanıdığı insanlar sebep olmuştu buna; “Merhaba” dediği, birlikte yemek yediği insanlar. Peki, henüz tanışmadığı insanları neden suçluyordu? Bu doğru değildi. Belki onunla tanışmayı ihmal ettikleri için suçlayabilirdi; iyi insanları, güzel insanları, sabahları çiçek sulayanları, çocuklara ve ağaçlara gülümseyenleri. Onlardan nefret etmiyordu ama kırgındı. Neden bir şekilde çıkmıyorlardı karşısına? Neden kendisini böyle bir yalnızlığa mahkum ediyorlardı? İyi insanlar elbette vardı, biliyordu. Sadece bir arada değillerdi. Bok mu vardı sanki bu kadar uzaklarda yaşayacak? Başından geçenleri anlatacağı sevinçlerini ve hüzünlerini paylaşacağı, uğruna fedakarlık edebilecek kadar seveceği insanları bulamıyordu. Bulmak için aramak gerekiyordu çünkü. Yıllardır onu yeniden yaşamayı sevdirecek bir şeyleri bekliyordu saklanarak.
Sayfa 73
Ortalama insanlar, acı çeken insanlara hep saygı duyarlardı. Çünkü mağlubiyetler ve acılar, onlardan uzak olduğu sürece o kadar kötü bir şey değildi. Biri yere düşmüşse buna önce güler, sonra belki müdahale ederlerdi. Kendi başlarına geldiğinde şikayetçi oldukları ne varsa itinayla yapardı bu insanlar. Büyükşehir insanları... Bu insanlar değil miydi ki Turgut Uyara “Sevgim Acıyor” dedirtmişler, Oğuz Atay’ı gecekondusunda anlaşılmayı beklemek zorunda bırakmışlardı.
Sayfa 53