Ömer Yılmaz ÖZCAN

Ömer Yılmaz ÖZCAN
Kalmışım ara yerde, tozdayım, dumandayım Kirli bir mekândayım, iğrenç bir zamandayım.
Huuuu.
Hakikat, kaderin imzasız mektubu.
Sayfa 290 - iletişim yayınları·Kitabı okudu
Asafın manzum bir tekerlemesini hatırlıyorum: "Seni görmesem Buda olurdum, seni gördüm budala oldum."
Sayfa 288 - iletişim yayınları·Kitabı okudu
Zekâ rüzgârda unutulan mum, bencillik fanus. Senin fânusun yok. Ve şuurun, hasta bir hayvanın korkularını aksettiren kırık bir ayna.
Sayfa 275 - iletişim yayınları·Kitabı okudu
Kemal Tahir diyor ki... "Gerçek kendisini zor teslim eder, çünkü canlıdır, değişkendir. Canlı ve değişken olduğu için de bir kere teslim alınınca sürgit elimizde kalmaz. Bu sebeple gerçekle girişilecek savaşın sonu yoktur. Bu savaşın zaferi sürekliliğindendir."
Sayfa 250 - iletişim yayınları·Kitabı okudu
Bölmek uygun düşmezdi tamamını paylaştım.
Said Nursi Said'in müridi, bir havariler ormanı. Yekpare ve kesif. Ağaç lar kaynaşmış birbirleriyle. Ve bağrından adsız bir uğultu yükseliyor... Bir fırtına rüzgârına benzeyen Nur risâlelerinin zaman zaman boğuk, zaman zaman heybetli yankısı. Said, dağbaşında va'z eden bir mürşit. Hor görülenler, her şeyini kaybedenler, mukaddesleri çiğnenenler ona koş tu akın akın. Nass'ların yalçın duvarları arkasından geliyordu bu ses, tarihin içinden geliyordu: Kabuğuna çekilmiş yüz binlerce insanı uyandırdı. Bu hayali insanlar o konuştukça gerçekleş ti. Yani, Nurculardan önce kelâm var. O konuştukça, laikliğin kartondan setleri yıkıldı birer bi rer. Kentle köy, çağdaş uygarlık düzeyi (!) ile Anadolu, te reddütle inanç... karşı karşıya geldi. Nurculuk, bir tepkidir. Kısır ve yapma bir üniversi teye karşı medresenin, küfre karşı imanın, Batı'ya kar şı Doğu'nun isyanı. Her risâle bir çığlık, şuuraltının çığlığı. Zulmün ahmakça taarruzu olmasa, bu münzevi ses boy le sayhalaşır mıydı? Tanzimat'tan beri her hisarı deviren teceddüt dalgası ilk defa olarak Nur kalesi önünde geriler. Bu emekleyen, bu ke keleyen yığın, devrim yobazları için bir yüz karasıdır. Dü şünmezler ki kendi yüz karaları bu. Nurcuları yok farz etmek, gaflet. Nurcular adalarında kendi hayatlarına devam edebilirler. Ama kökünden kopmak kimseye mutluluk getir mez. Aydının görevi fildişi kulesini yıkarak bu mazlum kit leyi muhabbetle bağrına basmak, acısını anlamağa çalışmak. Said Nursi, bir kavga adamı. Yalçın bir irade, taviz verme yen bir mizaç, tefekkürden çok iman. Said'in kavgası, Yogi ile Komiser'in kavgası.
Sayfa 249 - iletişim yayınları·Kitabı okudu