Sloganı "gözlem, gözlem, gözlem"di. Gözlemlediği her şeyi bir deftere yazıyordu. İnsanların yürüyüş tarzları özellikle ilgisini çekiyordu, bu belki de bacaklarını kullanmayı tekrar öğrenirken çektiği zorlukların bir yansımasıydı. Kentin her tarafında yürüyen insanları izliyordu. Israrcı ve kararlı olanların yürüyüşlerinde adımların ağırlığına dikkat ediyordu.Hafif adımlar atanlar daha kararsız gibiydiler. Uzun adımlar, istikrarsız yürüyüş oldukça tembel olduklarını gösteriyordu, dolambaçlı yürüyüş ise kişinin düşüncelere daldığına işaret ediyordu. Kalçaların aşırı sallanması ya da başı dikleştirip kasılarak yürüme kişinin özgüveninin yüksekliğini belirtiyordu. Zayıflık ya da özgüven-
sizliğini gizlemek isteyenler abartılı maskülen adımlar atıyorlar ya da ayak sürüyen asi bir yeniyetme gibi yürüyorlardı. Heyecanlandıkları ya da gerildikleri anda yürüyüşleri birden değişiyordu.Bu gözlemler ona insanların ruhsal durumları ve özgüvenleri hakkında sonsuz bilgi aktarıyordu.
Örneğin şöyle davranma eğilimimiz vardır.
Biz bir hata yapınca suçu bizi buna iten koşullara atarız ama başkaları hata yapınca bir karakter kusuru ya da kusurlu kişiliklerinden gelen bir şey olarak görürüz.