Eskici Kerem'in hayat hikâyesini; 4 farklı mekan 5 farklı zaman diliminde ama aslında olayların devamı şeklinde, yaşadıklarının son 6 ayını flashback'lerle anlatan bir roman. İç içe geçmiş hayat-zaman ilişkisi, dejavuyu anlatmak için sürekli kendini tekrar eden paragraflardan oluşan bir kitap olmuş.. İlk 5'lik zaman dilimlerini okuduğumda bir şey anlamadım ama kitaba devam ettiğimde acaba kitabın sonu mu başında ki yazılanlar dedim. Ama değilmiş, bu beni biraz hayal kırıklığına uğrattı.. Sondan başa doğru giden hikayeleri hep sevmişimdir çünkü.. Bu okuyucuyu motive etmek için yapılmış bir kurgu gibi geldi..
İlk Murat Gürsoy kitabımdı anlatımını, basit ve akıcı oluşunu, kentsel dönüşüm ve kaçıp gitme istekleri vb. günümüz olaylarına değinmesini (Türk-Ermeni sorunu hariç), karakterlerin iç hesaplaşmalarını, itiraflarını, aşkı ve yıkımı tarif edişini sevdim.. Türk-Ermeni olayını gereksiz buldum, yüzeyde kalmış biraz saçma olmuş gibi geldi o yüzden sevmedim..
Kerem'in Hülya'ya olan aşkı ve Maral'a yaptıkları için pişmanlığı, Tayfun'un Mr. Talbot'a yaptığı için pişmanlığı, Suzan'ın itirafı, Yaşlı Yahudi ile bulmaca çözmeleri, Kerem'in babasıyla olan bir türlü bitmek bilmeyen hesaplaşması ve sırf kendini ona benzetmek için sürekli cinayet planları yapması romanın dikkat çekici yanlarıydı.. Sürekli tekrarlama yerine devam eden bir kurgu ve kitabın başı, ortası yerine sonu olsa daha çok severdim diye düşünüyorum.
DIKKAT YORUM SPOILER IÇERIR!!!!!!!
Kitabı okumadan asla yorumu okumayınız!
Kibritleri Çok Seven Küçük Kız kitabını iki seferde #okudumbitti. Ilk 50 sayfasını zor okudum yazım dili sebebiyle.. Ve Dokunmadan'a geçtim. Devam ettiğimde ise nedense daha anlaşılır bir şekilde okumaya başladım.. Bu sefer kalemi okuduğumu anlamak için kullandım. Kitabın ortasındayken bu soruları sormuştum. Neden baba kızını erkek olduğuna inandırmış? Neden çok zengin olduğu halde kir pas içindeler? Birde neden kitabın adı bu kadar uzun ve KÇSKK neden seçilmiş?
Bir kaç saat önce bitti anca sindirdim.. Ben öncelikle kitabın isminin neden KÇSKK olduğunu anladım ve o zaman işte kitaba 10 verdim. 4 yaşındaki kız kibritlerle oynayıp kendini/ikizini ve annesini yakınca baba aklı dengesini kaybetmiş ve hem çocuğunu tedavi etmiş hem onu cezalandırmış. Ve bu süre zarfında da diğer iki çocuğunu izole bir şekilde büyütmüş. Kibritleri Çok Seven Küçük Kız'ın hikayesi böylelikle başlamış. Belki diğer kızını korumak için onu erkek olduğuna inandırdı ama neden erkek kardeşinin tacizinden korumadı o kısmını pek anlamlandıramadım. Belki de onu da bu şekilde cezalandırdı. Kitabin sonunda sanki Ariane kendisi gibi geldi birden ama tam da emin olamıyorum. Ama komple evi yakması sanki buna bir işaret gibi geldi.. Gerçekten çok sarsıcı, böyle olayların gerçek olabileceğini bilmek insanı daha çok etkiliyor, yazım hataları, farklı sözcükler, o özenle çevrimi, cinsiyetleri tanımlama biçimi, dinle ilgili yazılan her şey tam anlamıyla çok sıra dışıydı. Hem çok rahatız olarak hemde merak ederek okudum. 3. Kardeşin zincire bağlı olduğunu bir yerde okudum malesef bu sebeple o kısım çok sürpriz olmadı ama sebebi ve cam sandık sürpriz oldu.. Kitabının sonunun bile bu şekilde bitmesi çok etkileyici.. Her bir detayı ince bir
Bu sene hem isteyerek hem de tesadüfen okumalarımın çoğunu kadın yazarlar oluşturdu.. Ve okudukça hepsine hayran kalıyorum Kalemine hayran olduğum Melisa Kesmez'in ikinci kitabı olan Bazen Bahar #okudumbitti .. Kitapta 10 tane öykü var ve her biri ayrı ayrı oturuyor içinize; hepsi ayrı bir hayat hikayesi işte.. Kiminin sonu hüzünlü kiminin ki çok üzücü, son hikayenin ise mutlu sonla bitmesi insanın içini ısıtıyor.. Hep içimizden örnekler yaşanmışlıklar; muzun evdeki önemi, bir terkedilişin hazmedilemez sonu, bir ölümün fedakar aşıkları, bir büyük annenin toruna olan düşkünlüğü, anneanne/babaanne evindeki yorganlar hepsi ince detaylar.. Her okuduğum ayrıntıda "Evet, ne güzel anlatmış aynısı bizde de olurdu" diyorum.. İçime en dokunan hikaye ise 'Çürümenin Bahçesi' oldu.. Melisa Nur Kesmez kalemin hiç durmasın bence sen hep yaz
Yazarla ilk tanışma kitabım Seyrek Yağmur. Hikâye içinde hikayeler okuyorsun tadında bir roman. Roman çünkü #kitapagacisabitfikirkulubu ile beraber okuduk, değişik bir tarzı var. Güzel noktalara değinilmiş, kalemim yanımda olsaydı eğer altı çizili cümlem çok olurdu.. Özellikle "Rıfat Diye Birisi" öyküsü kısa film olmuş ve ödül almıştı ya iste o öyküye bayıldım.. Kitabın arka kapağında dediği gibi "Rıfat filmleri, kitapları, hayalleri, fikirleri, dertleri, mes'eleleri de geziyor. Ortaya sorulmuş soruları üzerine alınıyor, bazı. Neyin peşinde bu adam?"