Öyle Güzel Bir Yer KiMurat Gülsoy

·
Okunma
·
Beğeni
·
638
Gösterim
Adı:
Öyle Güzel Bir Yer Ki
Baskı tarihi:
Kasım 2017
Sayfa sayısı:
240
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750736063
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Camdan bir kutunun içinde kısılı kalmış gibiydi. Başının üzerini yokladı, orada da camdan bir tavan vardı belli ki. Görünmeyen duvarı yumrukluyor, bağırarak yardım istiyordu. Ama kutu sımsıkı kapalı olduğu için sesini duyuramıyordu sanki. Birden başının üzerinde bir ağırlık hissetti, elini kaldırdı, tavan hareket ediyordu. Yavaş yavaş bir piston gibi aşağı iniyordu. Önce direnmeye çalıştı ama görünmeyen tavan güçlüydü.
Fırtınalı bir gecede eskici Kerem'in dükkânında bir araya gelen eski lise arkadaşları geçmişe doğru karanlık bir yolculuğa çıkarlar. Kerem için bu yolculuk hem yeni bir aşkın kapısını aralayacak hem de yıkımın başlangıcı olacaktır. Yaşadığı ülkenin geçmişi, günü ve geleceği Kerem'in peşini bırakmaz. Binaların, parkların, bütün şehrin dönüşüp yerle yeksan olduğu bir zamanda roman kahramanları yıkımdan kurtulabilecek midir?
Murat Gülsoy okurunu bir yandan hayatın sonsuz anlarını kaydeden bir zihne davet ediyor diğer yandan görünmez bir kapanın içinde kısılı kalmış küçük hayatların, bireysel acıların, bencil hırsların hemen yanı başında kanayıp duran geçmişe ait söylenmeyenleri işaretliyor.
Öyle Güzel Bir Yer Ki, siren seslerine kapılıp giden yaşamımızın, alacakaranlık dünyamızın romanı...
Okurken anlatıcının ruh hali içerisinde devinip durduğum Öyle Güzel Bir Yer ki kitabı, psikolojik baskının had safhasına sürükledikçe sürükledi. Eksik olan bir şey var gibiydi, ama değil gibiydi de. Sanırım anlatıcının ruh halinden kaynaklandı.

Zamanda geriye dönüşlerle geçmiş, şimdi ve gelecek arasında sıçramalar yaptığından karakterlerin 'eylemlerinin sebeplerini' irdeleme fırsatı edinince anlatıcı Kerem'le kalmayıp diğer karakterler de derin sarsıntılar bıraktı.

Akşamüstü yağan yağmurun ardından Antikacıya bir bakıma Eskiciye sığınan eski lise arkadaşlarının bir araya gelmesi ve edilen sohbetler çerçevesinde oluşup zamanda ilerleyerek karakterlerin hayatlarını dile getiriyor. Olayları birinci ağızdan yani mekanın sahibi Kerem'den dinliyoruz. Gönül isterdi ki diğer karakterlerin ağzından da olayları okumak. Neyse ki tek ağızdan okumanın da güzellikleri var.

Yaşadıkları çağa yabancılıkları, kimi zaman çevredeki yaşananlar kulak verip edindikleri duyarlılıkları, iç savaşları, birbşrlerşne karşı geçmişle alakalı tutumları... Her biri öyle akıcı bir şekilde dile gelmiş ki. Sadece o iç hesaplaşmalar için dahi okunur. Önceki paylaşımımda da dile getirmiştim: 'Merak ettiren bir kurgusu olduğunu hâlâ düşünmüyorum. Sadece anlatımının yalın ve akıcılığı okutturuyor.

Murat Gülsoy'un daha önce Bu Kitabı Çalın kitabını okumuştum. Hikayelerden oluşuyordu. Kendisine has üslubuyla okura yansımasını çok beğenmiştim. Öyle Güzel Bir Yer ki kitabını da beğendim. Merak algısına hitap etmemesi ve çoğu zaman uzatılan ayrıntıların çokluğu dışında her şey güzeldi.
İkinci Murat Gülsoy denememde de mutlu olamadım. İstedimki çok güzel bir kitap olsun fakat istediğimi bulamadım. Eski lise arkadaşları 40 yaşından sonra karşılaşıyorlar. Sağanak yağmura yakalanan 6 kişi Kerem'in antikacı dükkanına sığınırlar ve eski defterler açılmaya başlar. Tam burada konu olarak harika bir kitap çıkacakken ortaya Kerem'in hayatına dalıyoruz ve başlıyor bir sıkıntı. Yavaştan hesaplaşmalar yaşanırken kitap bitiyor. Elde birşey kalmıyor. Ben tatmin olmadım maalesef, bir de Gezi parkı olayları sırasında geçen hikaye beni daha da boğdu açıkçası. Şimdi üçüncü kez yazarı deneyimleyip deneyimlememeyi düşünüyorum kara kara.
Geçmişin ve anın birbirine girdiği, flashbackler ile dolu 5 farklı mekan (Dükkanda, Parkta, Hastanede, Yıkımda, Motelde) tasvirinde Kerem'in mutsuz hayatını sorguladığımız bir kitap "Öyle Güzel Bir Yer ki". Kitabın isminin bir şarkıdan alındığını söylemek sürprizbozan olmaz sanırım. Hiç beklemiyordum, çok meşhur bir şarkı kulaklarınızda çınlarken kitabı okumak keyifli. Hadi şarkıyı da söyleyelim (Hotel California - Eagles / Such a Lovely Place)

Aslında kitap, Murat Gülsoy gibi bir yazar seviyesinin altında kalmış. Sanki bir kitap yazayım da arada okunsun gibi yazılmış. Fakat o kadar basit bir yorum yapmak yeterli değil. Çünkü hoşuma giden bir çok durum var.

Birincisi Parkta geçen bölümlerde Kerem'in hayatının kesitlerini bir pandomim ile anlatmak metafor yüklemek çok hoş tat bıraktı.

Yıkımda bölümleri zaten bağlayıcı bölümler, tüm hayatın gözden geçirildiği safhalar. Ne güzel kaybettik bölümü bir nevi.

Hastanede bölümleri aksiyonlu.

Motelde bölümleri aşk dolu / ki aşk mı değil mi okuyun karar verin.

Dükkanda bölümü ise serim bölümü.

Yani her bir bölüm başı ayrı tatlar hissedebiliyorsunuz.

Kurgusu da güzel gitti.

Fakat bölümleri bağlarken okuyucu sanki biraz aptal yerine koymuş olabilir sevgili Gülsoy, bir bölümün bitişi 40 sayfa sonra başka bölümün girişi iken aynı paragrafı tekrar yazmak devamlılığı kolay sağlayalım diye yapılmışsa da farklı şeyler kullanarak okuyucu zekasına bırakılabilirdi.

Çok mühim değil. Bana göre kitap ortalama üstü, Murat Gülsoy okuyacaklara rehber değil.

Sevenleri rahatlıkla okuyabilir, altı çizilecek çok cümle var zira.
Eskici Kerem'in hayat hikâyesini; 4 farklı mekan 5 farklı zaman diliminde ama aslında olayların devamı şeklinde, yaşadıklarının son 6 ayını flashback'lerle anlatan bir roman. İç içe geçmiş hayat-zaman ilişkisi, dejavuyu anlatmak için sürekli kendini tekrar eden paragraflardan oluşan bir kitap olmuş.. İlk 5'lik zaman dilimlerini okuduğumda bir şey anlamadım ama kitaba devam ettiğimde acaba kitabın sonu mu başında ki yazılanlar dedim. Ama değilmiş, bu beni biraz hayal kırıklığına uğrattı.. Sondan başa doğru giden hikayeleri hep sevmişimdir çünkü.. Bu okuyucuyu motive etmek için yapılmış bir kurgu gibi geldi..
İlk Murat Gürsoy kitabımdı anlatımını, basit ve akıcı oluşunu, kentsel dönüşüm ve kaçıp gitme istekleri vb. günümüz olaylarına değinmesini (Türk-Ermeni sorunu hariç), karakterlerin iç hesaplaşmalarını, itiraflarını, aşkı ve yıkımı tarif edişini sevdim.. Türk-Ermeni olayını gereksiz buldum, yüzeyde kalmış biraz saçma olmuş gibi geldi o yüzden sevmedim..
Kerem'in Hülya'ya olan aşkı ve Maral'a yaptıkları için pişmanlığı, Tayfun'un Mr. Talbot'a yaptığı için pişmanlığı, Suzan'ın itirafı, Yaşlı Yahudi ile bulmaca çözmeleri, Kerem'in babasıyla olan bir türlü bitmek bilmeyen hesaplaşması ve sırf kendini ona benzetmek için sürekli cinayet planları yapması romanın dikkat çekici yanlarıydı.. Sürekli tekrarlama yerine devam eden bir kurgu ve kitabın başı, ortası yerine sonu olsa daha çok severdim diye düşünüyorum.
"Zaten aşk denilen şey insanın kafasının içinde çektiği bir film. Yönetmeni de oyuncuları da kendisi olan bir film."
Bıktım artık. Yüreğim ağzımda yaşamaktan bunaldım. Bir yer olsa, çekip gitsem... Ama yok. Yok. Dünya küçüldü, küçüldü... Üzerinde duracak yer kalmadı sanki.
Murat Gülsoy
Sayfa 9 - Can Yayınları 1. Baskı
Televizyon golü ağır çekimde tekrar tekrar, farklı açılardan veriyordu. Hayatımız da böyle olsaydı diye düşündüm odadan çıkarken. Bazı anları tekrar tekrar yaşasak, farklı açılardan görseydik...
Murat Gülsoy
Sayfa 144 - can yayınları
"En kötüsü de yaptığınız hatanın ne zaman bedel ödeteceğini bilememek."
“Işıklar sönünce rahat bir nefes alır, sinemanın yalnız insanlar için eşsiz bir icat olduğunu düşünürdüm. Sevgilileriyle, arkadaşlarıyla ya da aileleriyle filmi izlemeye gelmiş mutlu insanları aklımdan çıkarmaya çalışırdım. Karanlığın içinde hepimiz eşitlenirdik. Daha birkaç dakika öncesine kadar ölü bir koyunun gözleri gibi donuk bir beyazlıktan ibaret olan sinema perdesi şimdi hayattan daha canlı, daha güzel, daha heyecanlı bir dünyanın devasa penceresine dönüşürdü. Ben de bu mucizenin içinde kaybolurdum.”

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Öyle Güzel Bir Yer Ki
Baskı tarihi:
Kasım 2017
Sayfa sayısı:
240
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750736063
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Camdan bir kutunun içinde kısılı kalmış gibiydi. Başının üzerini yokladı, orada da camdan bir tavan vardı belli ki. Görünmeyen duvarı yumrukluyor, bağırarak yardım istiyordu. Ama kutu sımsıkı kapalı olduğu için sesini duyuramıyordu sanki. Birden başının üzerinde bir ağırlık hissetti, elini kaldırdı, tavan hareket ediyordu. Yavaş yavaş bir piston gibi aşağı iniyordu. Önce direnmeye çalıştı ama görünmeyen tavan güçlüydü.
Fırtınalı bir gecede eskici Kerem'in dükkânında bir araya gelen eski lise arkadaşları geçmişe doğru karanlık bir yolculuğa çıkarlar. Kerem için bu yolculuk hem yeni bir aşkın kapısını aralayacak hem de yıkımın başlangıcı olacaktır. Yaşadığı ülkenin geçmişi, günü ve geleceği Kerem'in peşini bırakmaz. Binaların, parkların, bütün şehrin dönüşüp yerle yeksan olduğu bir zamanda roman kahramanları yıkımdan kurtulabilecek midir?
Murat Gülsoy okurunu bir yandan hayatın sonsuz anlarını kaydeden bir zihne davet ediyor diğer yandan görünmez bir kapanın içinde kısılı kalmış küçük hayatların, bireysel acıların, bencil hırsların hemen yanı başında kanayıp duran geçmişe ait söylenmeyenleri işaretliyor.
Öyle Güzel Bir Yer Ki, siren seslerine kapılıp giden yaşamımızın, alacakaranlık dünyamızın romanı...

Kitabı okuyanlar 33 okur

  • OVSANNA GOBOYAN
  • Uğur
  • İklim
  • Ceren Öztürk
  • Nacak
  • Umut
  • Kitap Odası
  • Uygar Atasoy
  • Virginia
  • ozge

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%15.8 (3)
9
%5.3 (1)
8
%10.5 (2)
7
%26.3 (5)
6
%21.1 (4)
5
%0
4
%15.8 (3)
3
%5.3 (1)
2
%0
1
%0