Osman Karasu

Osman Karasu
@osman481
kendime notlar
"Cinsel olarak heyecanlanmamış bir kişideki bir erotojen bölge (örn. bir kadının göğsünün derisi) dokunmayla uyarılacak olursa temas haz verici bir duygu üretir ama aynı zamanda bir haz artışını isteyecek bir cinsel heyecan doğuracağı da çok açıktır. Sorun bir haz yaşantısının daha fazla haz gereksinimine nasıl yol açabildiğidir."
Sayfa 123·Kitabı okudu
Reklam
"Ancak pek çok insanın cinsel organlarındaki ilk uyarılma belirtilerini oyun arkadaşlarıyla itişip kakışır ya da güreşirken —genel kassal çabadan öte karşıtının cildiyle büyük ölçüde temasın da bulunduğu bir durum— yaşadıklarını bildirdikleri de bir gerçektir. Belli bir kişiyle fiziksel savaşım eğilimi, tıpkı daha sonraki yıllardaki sözel bir tartışma eğilimi gibi, nesne seçiminin o kişinin üzerine geldiğinin inandırıcı bir işaretidir. Sadistik içgüdünün köklerinden biri cinsel uyartının kassal etkinlikle yüreklendirmesinde yatıyor gibi görünmektedir. Çoğu insanda itişip kakışma ile cinsel uyartı arasındaki çocuksu bağlantı sonradan onların cinsel içgüdülerinin aldığı yönün belirleyicileri arasındadır."
Sayfa 115·Kitabı okudu
Yüceltme-kültürel başarı
"Uygar ve normal bir bireyin gelişmesi için bu denli önemli olan bu yapıları yaptırtan nedir? Onlar olasılıkla çocuksu cinsel itkiler pahasına ortaya çıkarlar. Böylece bu itkiler, enerjileri tümden ya da büyük ölçüde cinsel kullanımlarından uzaklaştırılıp başka uçlara yöneltilmiş olmakla birlikte bu gizlilik döneminde de kesilmezler. Uygarlık tarihçileri, cinsel içgüdüsel güçleri cinsel ereklerden uzaklaştırıp yeni ereklere yönelterek —'yüceltme' adını hak eden bir süreç— her tür kültürel başarı için güçlü öğeler edinilebileceğini varsayıyor gibidirler. Buna uygun olarak biz de aynı sürecin bireyin gelişiminde de rol oynadığını ekleyecek ve başlangıcını da çocukluğun cinsel gizlilik dönemine yerleştireceğiz."
Sayfa 87·Kitabı okudu
"Her şey bir yana Moebius haklı olarak tümümüzün bir ölçüde histerik olduğumuzu söyleyebilmiştir. Böylece sapkınlığı olağandışı geniş yaygınlığı, sapkınlıklara yatkınlığın çok nadir olmadığını, normal yapı diye geçen şeyin bir kesimini oluşturması gerektiğini varsaymaya bizi zorlar. Görmüş olduğumuz gibi sapkınlıkların doğuştan gelen belirleyicilere dek geriye mi gittiği yoksa, Binet’nin fetişizm olgusunda varsaydığı gibi [s.62], rastlantısal yaşantılar yüzünden mi ortaya çıktığı tartışmalıdır. Şimdi sapkınlıkların arkasında gerçekten doğuştan bir şeyler olduğu ama bunun, her ne kadar bir yatkınlık olarak şiddeti açısından değişebilse ve güncel hayatın etkileriyle artabilse de, doğuştan herkeste bulunan bir şey olduğu sonucu kendisini bize sunmaktadır. Söz konusu olan şey cinsel içgüdünün doğuştan gelen yapısal kökleridir. "
Sayfa 80·Kitabı okudu