HASAN OSMAN OĞUZ

Abdülkadir Geylani
NEFİS " Nefis, tümüyle muhalefet safında durur. Durmadan niza çıkarır, daima karışıklık ister. Onun ıslahını dileyen, cihad ehli olsun. Ta şerrinden emin oluncaya kadar. O nefis, şer içinde şerdir. Onunla cihad edersen emin olabilirsin. Neticede göreceksin ki, hayır içinde hayır oluyor. Cihad devem ettiği müddetçe, onu her iyiliğe uyar bulursun. İbadetleri hoşlukla yapmaya koyulur. Ve bu uyarlık mükafatı olarak şu ilahi hitap ona gelir: ' Ey mutmainne - sakin, Hakk'a uyar- nefis, Rabb'ine dön! O,senden razı; sen de O'ndan hoşnut olarak!' (el- Fecr, 89/27-29)" (Abdülkadir Geylani Hz., El- Fethu'r Rabbani) Günümüz insanına, nefsin isteklerine karşı cihad etmeyi, hatta bu mücadeleyi mücadelelerin en önüne koymayı açıklamak oldukça zordur. Hatta bu fikir çok saçma gelecektir günümüz insanına. Neden nefsiyle savaşsın ki? Neden nefsinin istediklerini yapmasın ki? Halbuki nefsinin isteklerini tatmin için çalışıyor, para kazanıyor ve harcıyor. Nefsi için seviyor ve sevilmek, takdir edilmek istiyor. Mutlu ve huzurlu olmak, rahat etmek, kişinin en doğal ve masum isteklerinden biri değil midir? Rahat bir döşek, çimenlerle bezeli bir bahçe, deniz gören bir pencere, konforlu bir araba, kimseye ihtiyaç duyulmadan sürdürülecek bir yaşam... Bunlar neden günah olsun ki ve neden nefsin bu tarz masum istekleri ile savaşılsın ki? Kısadan şu cümle ile başlayalım, bu konudaki fikirlerimizi arz etmeye; Peşinden gidilen her arzu, neticesi itibariyle ölüm demektir, öncesinde ise körlük. Nasıl mı? Yaz için planlanan bir tatil, her ne kadar tüm senenin yorgunluğunu çıkarmak için bir fırsat olarak görülse de; hedef olarak belirlendiğinde, kişi açısından, çevresinde ve dünyanın başka yerlerinde gerçekleşen haksızlıklara karşı duyarsızlık nedeni haline gelir. Hiç olmazsa, duyarlılığı azalır ve
Din