Deli İbram Divanı kitabıyla anlattığı İzmir - Urla bölge hikayesine, Kırmızı Buğday’da Manisa - Çanakkale - Aydın’ı da ekleyerek genişletmiş. Bilmeyenleriniz olabilir, kitabın adı Manisa yöresine ait kıymetli türkülerimizdendir.
Akhisar’da tarla sahibi edilen eski osmanlı askeri, Medar beyi ile hikayemiz başlıyor. Osmanlı’nın son yılları, Birinci Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı yıllarında geçen hikayemiz, her bir karakterin dahil olmasıyla daha da canlı, zengin hale geliyor. Yazar size bambaşka bir Ege portresi çiziyor. Arap Ali, Adnan Bey, Gani Dayı, Teğmen Cemil, Dünya, Maya ve diğerleri unutulmaz karakterler olmuş. Anadolu toprağının öyküleriyle, masallarıyla bezeli birbirinden kıymetli hikayelere sahip her bir karakterimiz.
Yazar özellikle Birinci Dünya Savaşına kitaplarda çok dahil edilmeyen bir konuyu eklemiş. Çanakkale savaşındaki 27. ve 57. Alay’ın hikayesini… Savaşı herkes bilir ancak 27. ve 57. Alay’ın gözünden oradaki dehşeti, vatan aşkını, cephenin düşmemesi için verilen gayreti sadece o geceyi (25 Nisan 1915 gecesini) asker gözünden anlatabilmesi beni çok etkiledi. Hele isim vermeden Atamıza gönderme yaptığı bir sahne var ki, etkisi uzun süre devam etti. Keşke biraz daha dahil etseymiş dedim. Bazı yerlerde Atamızın düşüncelerini Teğmen Cemil üzerinden iletmiş yazar. Farklılık kazandırmak istemiş olabilir ya da bu vatanın hakiki evlatlarının her zaman Atamızla aynı düşünceyi paylaştığını göstermek istemişte olabilir. Yine de biraz daha dahil edilmesini isterdim.
Ağalık, ırgatlık, aile, masal, doğa, düşman, dönem siyaseti ne isterseniz var kitapta. Sadece bir yerden sonra yazar biraz tekrara düşüp kitabın heyecanını düşürmüş. Yoksa her sayfası sizi derinden etkileyen muhteşem bir serüvendi.
Deli İbram Divanı’ndan bir kaç karakteri de görüyoruz kitapta, bu