Kırmızı abajurun altında karşı karşıya çay içecektik. Parasızlığımızdan bahsedip biraz üzülecek, birbirimizi avutmaya çalışarak biraz gülüşecek ve nihayetinde birbirimize sarılarak yarı aç midelerimizle yatağa girecektik.
Ömer bu nevi sözlerin salakça oldugunu bilse bile, tahlil edemediği birtakım hislerin tesiriyle, onlara ehemmiyet veriyor, hatta çok kere hareketlerini bunlara göre tayin etmeye mecbur kalıyordu.