Ellerimde kaybolan yüzün, Sesin sesime kırgın. Ne vaatlerde bulunayım da, Ömrümün kalanı yaşasın hüzün? ​Ben bile bilmezken kim olduğumu, Yelkenim zati yıkık. Yangın yeri ortalık; Ateşten korkan kelebek, kanatlarımda bir tutam hüzün. ​Açmışsın kollarını, Bahardan bahsediyorsun. Bilmiyorsun ki; Benim öteki adım hüzün.. 12/6/2026 Pınar PEKĞÖZ...
Bütün Müslümanların tek bir mesleği vardır;o da İslâm'ı anlatmak,İslâm'a hizmet etmektir.. Öteki meslekler dünyanın küçük işleridir yani rızık kazanmak işin biraz bahanesidir,vesilesidir..✨🌻 Prof. Dr. Mahmud Esad Coşan Hoca Efendi..
Din İslam
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Cinayet Saati
haliç'te bir vapuru vurdular dört kişi demirlemişti eli kolu bağlıydı ağlıyordu dört bıçak çekip vurdular dört kişi yemyeşil bir ay gökte dağılıyordu deli cafer İsmail tayfur ve şaşı maktulün onbeş yıllık arkadaşı üçü kamarot öteki aşçıbaşı dört bıçak çekip vurdular dört kişi cinayeti kör bir kayıkçı gördü ben gördüm kulaklarım gördü vapur kudurdu kuduz gibi böğürdü hiç biriniz orada yoktunuz demirlemişti eli kolu bağlıydı ağlıyordu on üç damla gözyaşını saydım allahına kitabına sövüp saydım
KÜLTÜREL TERMODİNAMİK: Hegemonya, Kontrol ve Maddi Sınırlar Üzerine Dokuz Eksenli Bir Analiz Robin Hood efsanesinin 12. yüzyıldan günümüze evrimini takip eden bu çalışma, muhalif kültürel figürlerin kapitalist sistem tarafından nasıl absorbe edildiğini ortaya koymaktadır. Dokuz eksenli metodoloji aracılığıyla, bu dönüşümü sadece kültür-politik değil, aynı zamanda termodinamik yasaları ile fiziksel altyapısının çelişkileri bağlamında analiz edilmektedir. Kültürel Termodinamik olarak adlandırılan bu çerçeve, Che Guevara, Malcolm X ve Marilyn Monroe gibi tarihsel figürler üzerinden test edilmiş ve evrensel bir geçerliliğe sahip olduğu gösterilmiştir. Son olarak, simülasyonun maddi sınırları ve kodlanamaz yaşamın direniş potansiyeli incelenerek, kapitalizmin kaçınılmaz fiziksel çöküşü ve insanın kuantum belirsizliği aracılığıyla direniş olanakları tartışılmıştır. GİRİŞ: "MASKENİN" TARİHİ VE "HARD WALL"IN KAÇINILMAZLIĞI Bir efsanenin tarihsel metamorfozunu incelemek, aslında o efsanenin yazıldığı dönemin güç ilişkilerini, sınıfsal kaygılarını ve egemen ideolojisini deşifre etmek demektir. Robin Hood, 12. yüzyılda sözlü anlatım geleneğiyle ortaya çıkmasından bu yana, her çağda farklı bir maske takmıştır. Ancak bu maskelerin altında, aynı bir gerçeklik yer almıştır: Muhalif enerji, sistem tarafından sürekli olarak absorbe edilmiş, estetikleştirilmiş, soyutlaştırılmış ve sonunda paraya tahvil edilmiştir. Bu makale, Robin Hood efsanesinin bu yolculuğunu takip ederken, aynı zamanda muhalif kültürel figürlerin dönüşümünün bir termodinamik yasası olduğunu iddia etmektedir. Sistemi yok edemeyeceğimiz için, hatta sistem onu her saldırısı karşısında güçlendireceği için, direncin son kapısı—paradoksal olarak—fiziksel yasalardır. Elektrik kesilir, çip krizi yaşanır, nehirler kurur.
Felsefe
Uzanmış yatağında, ayaklarını sallayarak Das Kapital (konu hakkındaki ilk eline aldığı kitap :) ) okuyor.Sanırsın aşk kitabı okuyor. Tabi okumadan önce yorumlara bir bakıyor. Zor kitap, anlaması zor bilmem ne de bilmem ne. Okumasam mı acaba diyor önce de sonra zor olması daha iyi değil mi ki diyor? Demek ki kitap bir şeyler öğretiyor diye düşünüyor. Hem kafasını zorlamış olur. Uyuşuk kafası açılır belki. Hem zaten bu en ana kitaplardan değil miymiş bu konu hakkındaki? İslamı kafasında şekillendirirken Kur'an okumamış mıydı? E bu da öyle bir şey olur belki... He he aynen, öyle olur! Zaten bu kişi de önemli bir figür diyip başlıyor okumaya. Beş sayfa, on sayfa, on beş sayfa, yirmi sayfa, yirmi beş sayfa... Otuzu gördü mü emin değilim. Pes ediş kendini belli ediyor. Bırakıp başka diyarlara uçuyor. Sonra zamanlar geçiyor ve bu defa bakıyor ki alfabesi varmış bu konunun, yordam sağ olsun. Onu okuyor. Evet bazen alfabeler vardır. Bazı alfabeler vardır. Bizim ihtiyaç duyduğumuz gerekleri bize ihtiyaç duyduğumuz şekilde anlatan alfabeler vardır. Onlardan yana gidelim önce. Önce onlardan yana gidelim ki, başka alfabeler de katabilelim bünyemize. Bu alfabe işi de sıvı bir iştir. Dönüşür. Dönüştürülür. Sadece yordam noktasından bakılmaz işe. Alfabeler önemli. İnsan misal olarak kendi ruhunun alfabesini bir miktarca çözemeden nasıl dünyayı, çevresini, kişileri, güzellikleri anlayabilir ki? Kendi alfabesini hissetmeyen kişi katamaz ki kendine öteki şeyleri. Düşünür ama yapmaz. Çünkü alfabesini hissetmiyordur ki. O yüzden insan ilk önce kendi azını bulacak. Bu ne mi demek? Yine ve yeniden Hakan Günday... ''AZ…Küçük bir kelime, büyük bir roman. Diyebilirsin ki, bir insanı, fotoğraflarından ve hakkındaki haberlerden ne kadar tanıyabilirsin? Haklısın. Belki de çok az... O zaman
zamanla ...
Zamanla, Geçer, her şey geçip gider, zamanla Unuturuz yüzü ve sesi unuturuz Kalp daha da yenilince, gitmek dert olmaz Aramak daha uzağı, peşini bırakmak gerekir ve bu çok iyidir Zamanla Geçer, her şey geçip gider, zamanla, Taptığımız öteki, yağmur altında aradığımız Bir bakışının etrafında köle olduğumuz öteki Arasında satırların , kelimelerin Ve altında, bu gece çekip gidecek boyalı bir yeminin Her şey görünmez olur, zamanla Zamanla Geçer, her şey geçip gider zamanla En güzel anılar gibi, dilinden düşmeyenlerden birisidir Galeri Farfouille’de ,ölüler kısmında Cumartesi gecesi şefkat alıp başını yapayalnız gittiğinde Zamanla Geçer, her şey geçip gider zamanla Bir rom için, bir hiç için inandığımız öteki Rüzgar ve mücevherler verdiğimiz öteki Birkaç aşağılık şey uğruna ruhunu satan için Neyin karşısında çabalıyorduk, çabalayan köpekler gibi Geçer, her şey iyi olur zamanla Zamanla Geçer, her şey geçip gider zamanla