Dün otelde organizasyon yapıyordum, işimi bitirdikten sonra FBM müdürüne yemek nerede yiyebilirim diye sordum "abi senin ekibe kişi başı 1250 liraya yediririm dedi" suratım asıldı.Konuşmayı duyan operasyon müdürü araya girip FBM müdürüne "napıyosun lan sen bu adamın kim olduğunu biliyor musun Geç arka tarafa Rovermate üzerine bin memleket değiştir" dedi.
Yalnız yaşamak
Yalnız yaşamak, eve girip de kapınızı kapattıktan sonra sizi takip eden düşmanlarınızdan sıyrılmış ve bugün de hayatta kalmayı başarmışçasına derin bir nefes almaktır. Yalnız yaşamak, aileden de olsa, annen de olsa, bak annen bile olsa diyorum buraya dikkat kesil, birkaç günden fazla kalan tüm misafirlere karşı tahammülsüzlük, sehpadaki bardak izlerine göz belertmek, halıdaki sigara küllerinden kavga çıkarmaktır. Yalnız yaşamak, eve gelen bütün kurye, kargo, ne varsa, hiçbiriyle karşılaşamamak ve gidip tırıs tırıs şubelerini bulup sana gönderilen şeyleri oradan almaktır. Yalnız yaşamak, evde çırılçıplak dolaşırken ayna karşısında dakikalarca orana burana bakmak, tam bu sırada zil çaldığında, eline geçen en saçma kıyafetlerle kapıyı açmak, oradan oraya koştururken serçe parmağı mutlaka bir yerlere çarpmaktır. Yalnız yaşamak, buzdolabını sadece içeceklere ayırmak, evde ne zaman sıcak bir şey pişirdiğini hatırlamamak, haftada bir kez bulaşık makinesi, bir kez de çamaşır makinesi çalıştırmaktır. Yalnız yaşamak, istediğin saatte uyuyabilmek ve istediğin saatte uyanabilmek, işin en güzeli de, istediğin kişiyle uyuyup, istediğin kişiyle uyanabilme özgürlüğüne sahip olmaktır. Yalnız yaşamak, 4 ya da 6 kişilik yemek masasını yılda sadece iki kere kullanmaktır. Yalnız yaşamak, evinizden ayrı kaldığınızda, en iyi otelde ya da en yakın arkadaşınızda bile kalsanız, evi özlemek ve ertesi gün döndüğünüzde “insanın evi gibisi yok be” demektir. Yalnız yaşamak, tatile çıkarken evdeki tüm fişleri prizden çekmiş, elektriği ve suyu kapamış olduğun halde, deniz kenarında güneşlenirken birdenbire evi hatırlayıp “acaba buzdolabının fişini çekmese miydim lan?” diye düşünmektir. Yalnız yaşamak, ev anahtarına gözünüzün bebeği gibi bakmak, dışarda bir yerde mutlaka yedeğini bulundurmak,
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
`quentin tarantino` amerikan sinemasının en özgün ve etkili yönetmenlerinden biridir. kendine has tarzı, genellikle şiddetli, keskin diyaloglar ve pop kültürüne göndermelerle tanınır. film anlatılarını sıklıkla doğrusal olmayan bir şekilde kurar ve türler arasında geçiş yaparak, klasik sinemaya modern bir bakış açısı getirir. tarantino'nun filmleri, şiddetin estetik bir araç olarak kullanılması ve diyalogların ön planda olduğu, anlatıma dayalı bir sinema tarzı ile tanınır. sinemaya olan sevgisi ve tarihi sinemaya olan derin bağlılığı, onu çağdaş sinemanın en önemli figürlerinden biri haline getirmiştir. `quentin tarantino`'nun sinemadaki etkisi, özellikle sinematografik anlatım biçimleri, şiddetli ve stilize edilmiş aksiyon sahneleri, karmaşık diyalogları ve pop kültürüne yönelik bolca göndermesiyle kendini gösterir. tarantino, klasik sinema türlerine özgün bir bakış açısı getiren ve onları harmanlayan bir yönetmendir. işte tarantino'nun film kariyerinin bazı önemli yönleri: `tarantino'nun sinemaya katkıları: 1-sinemanın türler arası sınırları kaldırması`: tarantino'nun filmleri, birden fazla türü aynı yapıda harmanlamasıyla tanınır. pulp fiction'daki suç, dram ve komedi karışımı, kill bill'deki dövüş sahneleri ve batı, samuray, intikam temaları gibi örnekler, sinemada türler arası geçişin ne kadar etkili bir şekilde yapılabileceğini gösterir. 2- diyaloglar ve karakter gelişimi: tarantino'nun filmlerindeki diyaloglar, çoğu zaman filmdeki karakterlerin kişiliklerini, hikayeyi ve dünyayı anlatmak için bir araç olarak kullanılır. pulp fiction ve reservoir dogsgibi filmlerde, diyaloglar sık sık bir tür görsel sinema dışı anlatıma dönüşür, izleyicinin karakterlerle bağ kurmasına ve filmle etkileşime girmesine olanak tanır. 3- zamanın yeniden şekillendirilmesi:
Yönetmen tanıtımı quentin tarantino
`quentin tarantino` amerikan sinemasının en özgün ve etkili yönetmenlerinden biridir. kendine has tarzı, genellikle şiddetli, keskin diyaloglar ve pop kültürüne göndermelerle tanınır. film anlatılarını sıklıkla doğrusal olmayan bir şekilde kurar ve türler arasında geçiş yaparak, klasik sinemaya modern bir bakış açısı getirir. -`pulp fiction`(1994): tarantino'nun en ikonik yapımlarından biri olan pulp fiction, karmaşık anlatı yapısı ve unutulmaz diyaloglarıyla sinema dünyasında devrim yaratmıştır. film, cannes film festivali'nde altın palmiye ödülünü kazanmış ve kült bir klasik haline gelmiştir. appraf.com/title/movie/-748o -`kill bill vol. 1 & 2` (2003-2004): bu iki film, intikam, dövüş sahneleri ve batı kültürüne gönderme yapan bir tarzda birleşir. kill bill, özellikle stilize edilmiş aksiyon sahneleri ve çeşitli sinema türlerine olan göndermeleri ile dikkat çeker. appraf.com/title/movie/-8vnp appraf.com/title/movie/-bz6i - `inglourious basterds` (2009): ii. dünya savaşı'nın alternatif bir anlatımı olan bu film, tarihsel bir arka plana sahip olmasına rağmen, tarantino'nun alışılmadık hikaye anlatım tarzını yansıtır. film, christoph waltz'ın hans landa rolüyle oscar kazanmasını sağlamıştır. appraf.com/title/movie/-8vnp - `django unchained` (2012): bu film, kölelik, intikam ve adalet temalarını işleyen bir western yapımıdır ve tarantino'nun şiddet ve dramatik anlatım biçimini birleştirir. jamie foxx ve leonardo dicaprio'nun performansları övgü almıştır. appraf.com/title/movie/-7k9s `once upon a time in hollywood` (2019): 1960'lar hollywood'una dair nostaljik bir bakış açısı sunan bu film, gerçek yaşamda meydana gelen manson ailesi cinayetlerine göndermeler yaparak, hem bir zaman dilimini hem de sinemanın dönüm
Millet villalarda sabaha kadar dostlarıyla sohbet yemek yapıyor rezidans kiralıyor otelde 2 gün tatil yapıyor biz AVM de çay kahve yemek yiyince lüks oluyor kıtlık bilincinden çıkın kardesim
Semiha Berksoy Beyoğlu’nda Üç Nal Lokantası’nda buluyorum onu. Küçük bir lokanta, dipte tezgaha yakın bir masa. Cahide oraya yiyor, içiyor yaşıyor. O lokantayı evi gibi kullanıyor. Maaşını oraya yatırıyor. Beyoğlu’nda bir otelde kalıyormuş karanlık sokaklardan birinde.