Kocasının vurdumduymazlığına, tuhaf bir biçimde bu duygudan yoksun yaratılmış erkeklerin o büyüleyici rahatlığına gıpta etmiyor değildi doğrusu. Erkekler evlerinin kapısından küstah bir boşvermişlikle çıkıyor, işe giderken yanlarına sadece dosyalarını alıyorlardı. O ise tıpkı ağır kabuğunu sırtında taşıyan bir kaplumbağa gibi suçluluğunun yükünü gittiği her yere sürüklüyordu.
Hayallere dalıyorum;
Yaşamayacağım hayatların, asla çıkamadığım seyahatlerin, hiç görmediğim yüzlerin hayalini kuruyorum.
Zincirin bir halkasıyım sadece, önemsiz bir halka.
Tıpkı içinden çıkmak istemediğiniz sıcak su dolu bir küvet gibi, ergenlik çağının uzatmalarını yaşamak epey hoştu. Fakat artık olgun bir insan olmanın zamanı gelmişti ve bu çok acıydı.
Rüya sona ermişti.
...hırsızlar iyi giyimliydi, hırsızlık yaptıkları hiçbir koşulda anlaşılmıyordu, hatta görünüşte gayet saygın kişiliklerdi. Parfüm kokulu, takım elbiseli, kravatlı, son derece şık bir şiddetti bu.