Gül

Okumasam da olurdu
6/10
·309 syf.··
2025 49. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 24 Ekim 2025 02:12
Her yerde gördüğüm, tüm bookstragram hesaplarının gözbebeği o kitabı sonunda okudum. Popüler olana önyargılı bir insan değilim, bilakis seviliyorsa sebebi vardır diye düşünür bir şans vermek isterim. Şimdiye kadar bu konuda pek de yanıldığım olmadı. Yazarla tanışma kitabım Annem Öldü mü kitabıydı. Yine yavaş ilerleyen ve baş kahramanın iç çatışmalarıyla geçen bir kitaptı ve çok bayılmasam da benim için fena olmayan bir kitaptı. Ancak birkaç ay sonra yazardan bir kitap daha okumak beni öylesine yordu ki... Miras isimli bu romanda baş kahramanımız Bergljot'un ailesiyle ilişkisi ve kitabın arka kapağında yazdığı üzere babanın ölümünden sonraki mal paylaşımı üzerine bir hikaye okuyoruz. Ancak konu öyle yavaş ki babanın ölümünü bile yaklaşık 100 sayfa sonra okuyabiliyoruz. Spoiler olur olmaz bilemediğim için söylemeyi tercih etmiyorum ama Bergljot'un yaşadıkları hiç de kolay değil. Yaşadığı psikolojik rahatsızlıklar, girdiği anksiyete krizleri, sık sık birilerine(arkadaşlarına ve çocuklarına) kendini açıklayıp onay alma ihtiyacı çok anlaşılır. Özellikle de yaşadığı travmatik olay sonucu annesinden destek, onay alamayan bir kız çocuğu için. Yine de karakteri okumak beni çok yordu. Bazı yerlerde yazar, baş kahramanın karakterine bürünüp okuyucuyu da ikna etmeye çalışıyor gibi hissettim. Oldukça empat bir kişiliğim olduğunu düşünsem de bu kitap elimde birden "Ben senin psikologun değilim!" demek istememe sebep oldu. Kötü bir kitap değil ama beklentimi karşılamadı.
MirasVigdis Hjorth · Siren Yayınları · 20216,5bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
5/10
·146 syf.··
2024 23. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 10 Mayıs 2024 04:36
Kitaba başlamadan önce ataerkilliğin sanılanın aksine erkekler için "tamamen" bir nimet olmadığını anlatan, feminizmin dolaylı yoldan erkeklerin de haklarına hizmet ettiğini, dolayısıyla her iki cinsiyet için de bir reform hareketi ve çıkış kapısı olduğunu anlattığını düşünmüştüm. Ancak daha çok feministlerin kendi aralarında yaşadıkları görüş ve sınıf ayrılıkları, kendini feminist olarak adlandıran cinsiyetçi kadınların varlığını anlatan bir kitapla karşılaştım. Beklediğimden farklı içeriğe sahip olmasına rağmen okuduğuma pişman olmadım ancak bir blog yazısı bile ufkumu daha çok açmış, herkesin okuması için alnıma yapıştırıp gezmek istemiştim. Tabi ki mübalağa yapıyorum ancak yazar kitapta mübalağa yapmıyor; feminist misyoner hareketin başlamasını ve bir sürü ütopik fikir ortaya atıyor. İnsanların bilincinin gelişmesi ve feminizm hakkındaki olumsuz düşüncelerin yıkılması için elbette daha çok insana ulaşmaya çalışmalıyız ancak bunu kitapta olduğundan farklı yöntemlerle çözebileceğimize inanıyorum. Yazar siyahi olmasından dolayı da epeyce beyaz feministlerin, siyahi feministlere yaptığı ayrımcılıktan bahsetmiş, bu kısımlarda biraz sıkıldım. Yine de farklı bir pencereden bakma olanağı sunuyor. Bahsettiğim blog yazısını da buraya bırakıyorum. Bu yazıda klişelerin dışına çıkıldığını ve mutlaka okunması gerektiğini düşünüyorum. evrimagaci.org/cinsiyet-esitli...
Feminizm Herkes İçindirBell Hooks · Bgst Yayınları · 20121,286 okunma
(Spoiler) Çok garip duygular içerisindeyim.
9/10
·480 syf.··
Beğendi
·
2024 11. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 25 Mart 2024 06:35
Kitabı beğendiğim ortada ama hâlen sindirmek konusunda zorlanıyorum. İnceleme yapmak için biraz beklemek daha doğru olurdu. Başlarda Martin hakkında yazarın zaman zaman fazlaca güzelleme yaptığını düşündüm. Ortalara doğru Martin'in aşırı inatçı, sabit fikirli yani farklı düşüncelere açık olmadığını düşünmeye başladım. Çoğu zaman insanların aptalca fikirleri ve cahillikleri ile mücadele etti. Yaşını göz önünde bulundurarak toyluğunun normal olduğuna kanaat getirdim ancak sandığı kadar bilge olmuş ve olgunluğa erişmiş bir insan olsaydı bu tarz bayağı tartışmalara girmez, girdiğinde bu kadar hiddetlenmez, daha soğukkanlı olur hatta kitabın sonlarında olduğu gibi dudaklarının kenarında alaycı bir gülümsemeyle umursamaz olurdu belki de. Yine de onu anlamaya çalışıyorum. Etrafındaki herkesten bilge olmak, asla anlaşılamamak, yeterince saygı görmemek ve kendi haricinde kimsenin kendisine inandığını görememek onu bu yola sevk etmiş olacak. Kitabın sonlarına doğru eriştiği olgunluğu, alt tabakanın yani ayaktakımının da az biraz, bazı yüce duygulara sahip olduğunu görmesi, bunu idrak etmesini sevdim. Ancak Martin'in bu farkındalığının beraberinde getirmiş olduğu derin buhran, daha doğrusu hissizlik hali ve yorgunluk kısmı da yüreğime dokundu. Anlayamadığım bir diğer husus da canından hatta edebiyat ve yazma aşkından bile çok sevdiği, hayatının anlamı olan, biricik Ruth'unun ona bir anda yüz çevirmesine; en yakın arkadaşının ansızın intihar etmesine karşın bu kadar tepkisiz kalması. Elbette Martin kitabın sonlarına doğru hissizleşmişti ancak London'un, Martin'in bu hissizleşme hâlinin tahlilini tam o anda yapmaması ilginç geldi. Demek istediğim orada bir boşluk var gibiydi. Hissizleşme durumunu bizzat kendim yaşadığımdan ötürü biliyorum ki yavaş yavaş gerçekleşen bir hadise. Az
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025135bin okunma
kısmen spoiler içerebilir belki
8/10
·216 syf.··
2024 9. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 14 Mart 2024 06:41
Uzun yıllar boyu depresyonla mücadelesi etmiş ve hatta hâlen de eden biri olarak yer yer kendimden parçalar bulduğum bir kitap oldu. Olay örgüsü, karakterler ve karakter gelişimleri, akıcılık yönünden beğendim. Aklıma gelen muhtemel sonlardan hangisi olacak diye sonunu heyecanla bekledim. Ama sonu yine bir bakıma ters köşeydi. Sadece kafamdaki sonla bitmesini istemiştim, umduğunu bulamadım gibi bir şey oldu yine de sonu tatmin etti.
Veronika Ölmek İstiyorPaulo Coelho · Can Yayınları · 2020102,5bin okunma
6/10
·304 syf.··
2024 2. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 01 Şubat 2024 00:46
Açıkçası kitabı tavsiyelerine güvendiğim iki arkadaşımın tavsiyesiyle aldığımdan büyük beklentiyle başladım. Ancak okurken gerek dili gerek konunun ilerlemeyişi olsun oldukça sıktı. Aslında tür olarak daha çok anı, günlük tarzında olduğunu bilmeden aldığımdan ötürü oluşan bir hayal kırıklığıydı bu. Çünkü zaten sevdiğim bir tür değildir. Anlatımda bolca felsefi görüş ve ifadeler var bunlar da bilmediğimden olsa gerek beni epey yordu. Karakterlere gelecek olursak intihar planı yapan 12 yaşındaki küçük kızımız Palome'nin herkese üstten bakması, sürekli ne kadar zeki olduğunu vurgulaması beni çok irrite etti. Tam olarak benim ergenliğimi hatırlatsa da buna rağmen empati kuramadım. Ama tam tersine kapıcı Renée karakterini çok sevdiğimi söyleyebilirim. Hikayenin sonu ise benim için ters köşeydi. Genel olarak çok sevmesem de okuduğuma pişman olmadım.
Kirpinin ZarafetiMuriel Barbery · Kırmızı Kedi Yayınları · 20259,8bin okunma