Yine ona göre, cançekişmeye başlayan her çağ, saraylar, hanlar, hamamlar, kiliseler ve camiler kurmaya hız verirmiş. Bir halkı, tükenmediklerine inandırmak gerekirmiş. Bir ülkenin zenginlerini o derece gösterişe, tantanaya iten tek şey, ölüm duygusuymuş. Hayat, ayağını ölüme attığı anda para dolaşıma girer, ticaret gelişir, silah üretimi artar, bankalar pıtrak gibi her köşede biter...
Bu, kahkaha ve gözyaşı, kan ve şehvet dolu sahne oyunundan sonuçta tek karlı çıkan toprak kurtları olmalı.
Bense, bu yaz boyunca bu kentte içime bir çekidüzen vermeyi düşlemiştim. Bana o düzeni, dinginliği sağlayacak hayalin peşine düşmüştüm, oysa avuçlarım hala bomboş...
Savaşa karşı mıyım? Ah Sıtkıcığım, savaşa karşı olmasak olur mu? Hayvan dünyası mıyız ki, karın doyurmak için türümüzün kanını içiyoruz. Öf. "Aç insan inançlarını bile yer"miş. Bu da büyük bir adamın sözüdür, ama insanı aç koyan da yine insan değil midir? Sistemler, yönetimler, devletler...