minnettarlık insanın doğuştan gelen bir erdemi olmadığı gibi, insalar zorluklarla karşılaştıklarında çıkar umdukları zamanların aksine sözlerinden döner.
Görünürdeki bir nesneye ya da görünmese bile hayal gücünün etkisiyle zihinde canlanan bir nesneye yöneldiğinde, duyguları harekete geçiren birtakım gizli kaynaklar var ki, tez canlılığıyla ruhu o nesneyi kucaklamak için son derece şiddetli, hevesli biçimde taşkınlığa sürükleyip o nesnenin yokluğunu dayanılmaz kılıyor.
Yaşamımızın akışı içinde hep kötülükten kaçınmaya çalışıyoruz, ama bir kez pençesine düştük mü bize en büyük dehşeti yaşatıyor ve içine düştüğümüz beladan bizi çıkaracak tek araç ya da kurtuluş kapımız da yine kendisi oluyor.
Tehlikenin korkusu, gözle görülür bir tehlikenin kendisinden on bin kez daha ürkütücüdür; endişenin yükü bize, endişe duyduğumuz kötülükten kat be kat büyük gelir.